Suçlama ve yargılama tonu olmaksızın, yalnızca karşı tarafın bize yaşattığı duyguları ona hissettirebilecek bir şekilde ifade etmek, ona sağduyusuyla ve vicdanıyla buluşma fırsatını tanıyabilir. Duyarsız bir karşılık alırsak da o insanın dünyamızdaki yeri değişikliğr uğrayabilir, kendimize düşeni yapmış olmanın vicdani rahatlığıyla.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bazı insanlar, mazoşistik eğilimleri sonucu yaşadıkları olayları, kendi dışlarındaki nedenlerle açıklayarak, onları yazgının getirdiği trajedi olarak algılama yanılgısındalar. Mağdur kimliğine prim veren toplumsal değerlerin de bunu pekiştirmesiyle belki. Çile sözcüğü bile eskiden dervişlerin kırk gün süre ile kendilerine uyguladıkları zahmetli ve perhizli dönemi tanımladığı halde, zamanla mağduriyetle özdeşleştirilmiş.
Hayli yıl önceydi, benden büyük bir yakınım kendi hayatıyla ilgili bir olaydan söz ederken, "Beni anlayabilmen zor," dedi, "Sen kolay bir hayat yaşadın." "Haklısın," diye karşılık verdim, "Ama benim seninki gibi bir tarihim olamayacak." Sanırım o zaman kendini anlaşılmış hissetti.
Oysa etrafımız, trajediyle yüzleşmemek için kaçınanların trajedisizlik trajedileriyle dolu. "mışçasına" hayatlar ve ölüm korkularıyla. Hayatı denetim altına almak isterken hayatı kaçıranlarla.
Jung, sanatı, sanatçının evrensel arketipleri kendi kişiliği aracılığıyla ifade etmesi olarak tanımlamıştı, ortaya çıkan yaratıcılık ürünü hem artistin hem de onu izleyenlerin katarsislerini sağlar.