Aklın hiçbir zaman iyiyle kötüyü ayırabilecek gücü yoktur; bunu yaklaşık olarak bile yapamaz. Tam tersine en acınası, en utanç verici biçimde birbirine karıştırmıştır bunları.
Büyük bir ulus, gerçeğin yalnızca ve münhasıran kendisinde olduğuna ve bu gerçeklikle her şeyi yeniden canlandırıp kurtarma olanağının bir tek kendisinde bulunduğuna, bu görevin bir tek kendisine verildiğine inanmazsa, hemen o anda büyük halk olmaktan çıkar ve etnografik bir malzemeye döner.