Tıplaşmış bir toplumda hekimlerin etkisi yalnızca cepteki paraya ve ilaç dolabına değil, toplumun onayladığı kategorilere de uzanır. Medikal bürokratlar insanları alt kümelere ayırır:araba kullanabilecek olanlar, çalışmaktanuzak durabilecek olanlar, kilit altında tutulması gerekenler, asker olabilenler, sınırları zorlamayı, yemek pişirmeyi ya da fahişeliği becerebilenler, Birleşmiş Devletler adaylığına başkan yardımcılığı adaylığını koyamayanlar, ölmüş olanlar, suç işleyebilir ve işlemeye yatkın olanlar.
Toplumunun sonsuza dek ilaç çağında kalacağı yanılgısı tıbbi politika üretimine yük olan dogmalardan biridir:Bu,sanayileşmiş insana uymaktadır. Hayalindeki herşeyi satın almak için uğraşmayı öğrenmiştir. Ulaşım ve eğitim olmayan hiç bir yere gitmez;çevresi, onun yürümesini, öğrenmesini ve onun bedeninin kontrolünü duyumsamasını olanaksız kılar. Ne için ve hangi nedenle olursa olsun bir ilaç almak, insanın kendi üzerinde kontrolü olduğunu iddia etmesi, bedenini başkalarının müdahalesine bırakmak yerine kendisinin müdahale etmesi için son fırsattır. Farmasötik istila onu kendi kendine ya da başkalarının zorlamasıyla ilaç almaya iter ve bu da bedeninin sağlığını koruma konusunda aslında varolan yeteneğini azaltır.