Cihat B.

Cihat B.
@simulacrius
Öğrenci
Türkçe Öğretmenliği
18 okur puanı
Ekim 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
— Bana yediğin yemeği ne yaptığını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim, dedi. Bazıları, yediklerini içyağı ile gübreye, bazıları iş ve keyfe ve duyduğuma göre bazıları da Tanrıya dönüştürülmüş. Şu hâlde, insanlar üç türlüdür: ben patron, bunların en kötülerinden değilim ama, en iyilerinden de değilim; ortadayım. Yediğim yemeği iş ve keyfe dönüştürürüm. Yine iyi! Alaylı alaylı bana bakıp güldü: — Sen patron, sanırım yediğin yemeği Tanrıya dönüştürmek istiyor, ama beceremeyip üzülüyorsun. Karganın başına gelenler senin de başına geldi. — Karganın başına gelen ne, Zorba? — Senin anlayacağın, karga eskiden namuslu, doğru ve bayağı karga gibi yürürmüş ama, günün birinde keklik gibi kırıtarak yürümek esmiş aklına ve zavallı, o zamandan beri kendi yürüyüşünü de unutup sapıtmış; şimdi de görmüyor musun, sıçraya sıçraya gidiyor...
Sayfa 66·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
— Geçen de ne diyorduk, patron? Halkı aydınlatıp gözünü açasınmış! Buyur işte! Sen gel de Barba Anagnostis'in gözünü aç! Karısının nasıl susta durup emir beklediğini gördün mü? Zatın git de şimdi, ona erkekle aynı haklara sahip bulunduğunu ve sen domuzun etinden bir parçasını yerken, domuzun karşısında canlı halde bağırmasının zalimce bir şey olduğunu, sen açlıktan geberirken, Allah'ın her şeye malik bulunuşu avuntusuyla yetinmenin büyük bir budalalık olduğunu anlat! Senin bütün bu aydınlatıcı palavralarından, kapkara cahil Barba Anagnostis ne kazanır? Kavgalar başlar, tavuk horoz olmak ister ve karı koca bütün gün birbirleriyle dövüşüp birbirinin tüylerini yolar. İnsanları rahat bırak, patron, gözlerini açma! Çünkü açarsan ne görürler? Ellerinin körünü! Onun için bırak, kapalı kalsınlar da hayal göredursunlar! Bir an sustu, başını kaşıdı, düşünüyordu. Sonunda, — Ancak, dedi, ancak... — Ne? De bakalım? — Ancak, gözlerini açtıkları zaman onlara gösterecek daha iyi bir dünyaya sahip olasın... Böyle bir dünyaya sahip misin? Bilmiyordum. Neyin yıkılacağını iyi bilmekteydim ama, yıkıntılar üzerine neyin sıvanacağını bilmiyordum. Bunu, hiç kimse kesin olarak bilemez, diye düşünmekteydim, eski olan şey ele avuca sığar sağlamdır, her an onu yaşar ve onunla savaşabiliriz. Gelecekteki şey daha doğmamıştır, tutulmaz haldedir, kaypaktır, düşlerin yaratıldığı malzemeden yapılmıştır, güçlü rüzgârların (aşk, olağanüstülük, talih ve Allah) çarptığı bir buluttur, seyrekleşir, sıklaşır, biçim değiştirir. En büyük peygamber, insanlara yalnız bir tek parola verebilir ve bu, ne kadar belirli değilse, veren o kadar çok peygamberdir.
Sayfa 59·Kitabı okudu
İki yol da sarp ve çetindi; ikisi de insanı doruğa çıkarabilirdi. İnsanın ölüm yokmuş gibi hareket etmesiyle, aklında her an ölüm olduğu halde hareket etmesi, belki aynı şeydi ama o zaman bunu bilmiyordum daha.
Sayfa 37·Kitabı okudu
İnsanın gördüğü her şeyin birer indirgeme olduğunu biliyordu Nora. İnsanlar dünyayı üç boyutlu görüyordu. Bu da bir indirgemeydi. İnsan en nihayetinde sınırları olan, her şeyi genelleyen, otomatik pilotta yaşayan, zihnindeki dolambaçlı yolları düzleştiren bir yaratıktı ve tabii ki bu yüzden sürekli kaybolup duruyordu.
Sayfa 147·Kitabı okudu
“Benim en sevdiğim taş kaledir.” dedi sonra. “Ona dikkat etmen gerektiğini düşünmezsin. Dürüst bir taştır. Gözünü vezirin, atın, filin üzerinde tutarsın çünkü onlar içten pazarlıklıdır. Ama çoğu zaman kaleye yenilirsin. Dürüstlük her zaman bizim zannettiğimiz gibi bir şey değildir."
Sayfa 86·Kitabı okudu