Kitap üç tane hikayeden oluşuyor.
İlk hikaye kitaba ismini veren Görünmez Koleksiyon. Gözleri zamanla kör olan yaşlı bir koleksiyoncu ve onun evine gelen bir koleksiyon simsarı arasında geçen hüzünlü hikayeyi koleksiyon simsarının ağzından dinliyoruz.
İkinci hikaye Mürebbiye. Yaşları on iki ile on üç olan iki kız kardeşin ağzından mürebbiyelerinin sakladığı sırrı öğrenmeleri ve hayatın acımasızlığı ile yüzleşmelerine tanık oluyoruz.
Üçüncü hikaye Leporella. Üç hikaye içerisinde en çok bunu beğendim sanırım. Okurken gerilim filmi izlemiş gibi bir etki yarattı üzerimde. Evlilik dışı bir çocuk olarak dünyaya geldiği için büyütülmesi komün tarafından üstlenilmiş sevgi duygusunu hiç tatmamış Crescenz'in hikayesi anlatılıyor.
Stefan Zweig hikâyelerinde ustaca yaptığı betimlemeleri ve psikolojik tahlilleri ile yine bir solukta okuttu kitabı.
Birçok insan, sırf mutlu olmaları gerektiğine inandıkları için mutsuz olur. Sürekli mutluluk ideali aslında mümkün olmadığından; mutsuzluğa, başaramamış olma hissine yol açar. Çocuklara üzülmenin, kayıplar ve başarısızlıklar karşısında hüzünlenmenin normal olduğunu, bunların hayatın bir parçası ve gerçeği olduğunu öğretmek gerekir.
Rezilyans, olumsuzluklara karşı hazırlıklı olma, stres ve travmayla başa çıkabilme, zor koşullara uyum sağlama, yıkıcı deneyimlerden bir şeyler öğrenerek gelişme kapasitesidir. Hem ruhsal hem de fiziksel esneklik ve dayanıklılıktır.
Rezilyans kavramı ilk defa İnsanın Anlam Arayışı kitabıyla tanıdığımız psikiyatrist Viktor Frankl tarafından öne sürülmüş.
Kitapta çocukların bir hacıyatmaz gibi olumsuz durumlar karşısında eski haline kolayca dönebilmeleri, başarılı, güçlü ve mutlu çocuklar olabilmeleri için rezilyant çocuklar yetiştirmenin incelikleri anlatılmış.
Rezilyans kavramını kitapla öğrendim ilk kez. Kişisel gelişim kitabı gibi okurken kendimi değerlendirip öz eleştiri yaptığım yerler oldu. Nasıl çocuk yetiştirdiğimiz nasıl ebeveyn olduğumuzla yakından ilişkili. Önce biz ne kadar rezilyant bir kişiliğe sahibiz sorusunu sorup sonra bu işe girişmeliyiz sanırım. Bizde olmayan bir şeyi çocukta oluşturmak zor olacaktır.
Sonumuzda yatar doğuşumuz; bir buğday tanesi toprağa düştükten sonra yok olmazsa bir buğday tanesi olarak kalır ama yok olursa o zaman bereketli ürün verir.