Kızılcık Dalları…Yüreğimi parça parça eden evlatlık Gülsüm’ün trajik öyküsü.
Evlatlık verildiği evde yüzü gülecek diye beklerken ben bambaşka bir hale bürünen ve zaman içinde yozlaştırılıp insanlıktan çıkarılan bir kız çocuğunun başından geçenleri anlatmış Reşat Nuri.
İnsanı sevmeli hele ki çocukları daha çok…Çünkü sevgi tam olduğunda bir şaheser yaratabilirsiniz ama eksik olduğunda insanın mayasını bile bozabilirsiniz.Aslında tüm romanın temel özeti tek cümleyle bu olmalı.
Kardeşinden zorla ayrılmış Gülsüm’ü evlatlık edinen Nadide Hanım,onun kaderini avuçları arasına alsa da bir romanın sonunda bambaşka bir Gülsüm ortaya çıkar.
Çok beğendim özellikle ruh tahlilleri yapmak ve toplumun gidişatını görmek için harika bir eser.Tavsiye ederim
“Üç günlük ömrümüz var.Ne olurdu şu dünyada ayrılık olmasaydı!
Öz ağlamayınca, göz bu kadar ağlar mı?”