“İnanmak, gerçek ve şahsî tanıyış, sevmekse gerçek yaşayıştır. İnanmayan bilmez, taklit eder. O, ışığını başka kürelerden alan bir kör kandildir.
Sevmiyenler, yaşamıyanlardır. Onlar ölü ruhlardır. Her an toprağından taze hayat fışkıran tarlanın üstüne atılmış kuru kütüklerdir.”
İnsan ruhu âleme doğru yayılırken aynı zamanda kendi içinde derinleşmelidir. Dimağın ve kalbin darlıklarından sıyrılmalı, içinde yaşattığı vehimlerden kurtulmalıdır.