Basmakalıplığın ister ötesinde ister berisinde kalmış olsun, yetmişlik keşişin basmakalıplıktan kurtulmak için sarıldığı o kımıltısız hayatta, bir şey batırması, boğması da imkânsızdı, bir şey kurtarması da.
Her korkumuza, her kırılışımıza, her sürçmemize bir eser adayacak değiliz. Çocukça bir şey olur bu. Zaten ufak tefek korkuları büyüterek sonunda hastalıklı bir dünyaya kapanmak konusunda oldukça hünerliyiz. Buna bir de estetik kılıf geçirmekte ne anlam var?
… kendine acıyormuş gibi gelse de hayır, yalnızlığıyla mutlu, ona tapıyor, birkaç yıllığına kaybedip epey ter döktükten sonra yeniden kavuştuğu bir muska gibi taşıyor yalnızlığını. Gürültülü ve hoş bir yalnızlık bu, ara ara tutukluk yapsa da mekanizması iyi işleyen bir döner kapıdan hayatına girip çıkan bir dolu insanın olduğu bir yalnızlık.