Bazen hayatın planladığımız gibi gitmediğini kabul etmek zor gelir. Sanki her şeyin bir sırası, bir doğrusu varmış da ben onu kaçırmışız gibi hissederiz. Ama galiba doğru olan tam olarak bu değil.
Çünkü hayat, her şey yolundayken değil; yolumuzu kaybettiğimiz kırılmalarda başlar.
Bir gün uyanıp kendime şunu söylemek istersin: “Bugün, kalan hayatımın ilk günü.”
Ve bu sefer gerçekten inanarak.
Geçmişi değiştiremeyiz. Yanlış kararları, sustuklarımızı, ertelediklerimizi… Hepsi orada tüm gerçekliğiyle vardır. Ama bugünü yeniden yazmak bizim elimizde.
Belki de mesele her şeyi düzeltmek değil. Belki sadece, iyi gelmeyen şeyleri yavaş yavaş bırakmak bile büyük bir değişimin öncüsü olur.
Ve galiba değişim dediğimiz şey, büyük bir kırılma anı değil, kendi kendine söylenen “artık böyle devam etmek istemiyorum” cümlesiyle başlar.
Bugün o cümleyi kurabilirim. Küçük de olsa bir adım atabilirim.
Belki her şey bir anda değişmeyecek.
Ama biz değişmeye başlarsak eğer zaten hiçbir şey eskisi gibi kalmaz.