Öylesine dolaşıp, yürüyüp sırf başkası oldukları için imrenilmesi görünen insanlara bakmak dışında dışarıda hiçbir yeni yaşanmışlığım yok- geleceğimin sorumluluğu ağır geliyor, beni korkutuyor. Neden korkutması gerekiyor ki? Ben neden pragmatik, basit olamıyorum?
Hayatım sihirli bir şekilde iki elektrik akımı tarafından yönetiliyor sanki: Neşeli artı uç ve eksi uç. O anda hangisi akıyorsa hayatıma o hükmediyor, sularına katıp götürüyor.
Utanıyor, utanç verici ve beni utandırıyor ve güvenimi de; yalancıların, aldatanların, arızalıların ya da kibriyle yönetilen adamların dünyasında güvenin hiçbir hükmü yok. Aşk beslenmem için bitmek bilmez bir kaynak oldu ve şimdi onu kusuyorum.
Gözlerimin ardında uyuşuk, kötürüm bir oyuk, bir cehennem çukuru, taklitçi bir hiçlik varmış gibi hissediyorum. Asla düşünmedim, asla yazmadım, asla acı çekmedim. Sorumluluklardan kaçmak, bir sefil gibi sürünerek ana rahmine dönmek için kendimi öldürmek istiyorum.