Sinem Sanalp Doksöz

Yüce Marti Jonathan'ınız, çok uzun zaman önce birinin uydurduğu bir efsane. Zayıf kimselerin gercek dünyayla yüzleşmeye dayanamadığı için inandığı bir masal. Bir düşünsenize! Saatte üç yüz kilometre uçabilen bir martı! Denedim ve çıkabildiğim en yüksek hız seksen kilometre,o zaman bile kontrolümü kaybediyorum.Uçmanın aşılamayacak yasaları var; eğer öyle düşünmüyorsanız gidip bunu kendiniz bir denesenize! Gerçekten,dürüstçe söyle, yüce Martı Jonathan'ının saatte üç yüz kilometre hızla uçtuğuna inanıyor musun?”
Sayfa 129·Kitabı okudu
Reklam
Yüce Marti Jonathan'ınız, çok uzun zaman önce birinin uydurduğu bir efsane. Zayıf kimselerin gercek dünyayla yüzleşmeye dayanamadığı için inandığı bir masal. Bir düşünsenize! Saatte üç yüz kilometre uçabilen bir martı! Denedim ve çıkabildiğim en yüksek hız seksen kilometre,o zaman bile kontrolümü kaybediyorum.Uçmanın aşılamayacak yasaları var; eğer öyle düşünmüyorsanız gidip bunu kendiniz bir denesenize! Gerçekten,dürüstçe söyle, yüce Martı Jonathan'ının saatte üç yüz kilometre hızla uçtuğuna inanıyor musun?”
Sayfa 129·Kitabı okudu
Jonathan'ın kum taşından gagayla yontulmus ve büyük mor deniz kabuklarından hüzünlü gözler eklenmis resimleri bütün sahil boyunca, her mezarda ve mezar kopyasında belirmeye başladı. Bu mezarlar, taşların bile sembolize edebileceğinden daha ağır bir ibadetin merkeziydi. iki yüz yıldan kısa süre içinde, neredeyse Jonathan'ın öğretisindeki her öğe, kutsal olduğu ilan edilerek günlük uygulamadan çıkarıldı.Sıradan, karıncadan bile önemsiz olan martıların bunlara erişemeyecekleri söylendi.Zamanla Marti Jonathan'ın adına yapılan törenler ve merasimler, takıntılı hâle gelmeye basladı.
Sayfa 125·Kitabı okudu
Baslangictaki öğrenciler birer birer öldüler, arkalarında soğuk cansız bedenler bıraktılar. Sürü cesetleri bırakmayıp onlar için yaslarla dolu büyük törenler düzenledi.Ölü martıları çakıl taşlarından olusan devasa mezarlara gömdüler; her bir taş, son derecede ciddi bir kuşun verdiği uzun kederli bir vaazın ardından yerleştirildi. Mezarlar tapınaklara dönüştü ve her şeyle bir olmam isteyen bütün martıların mezarlara bir çakıl taşı atıp hüzünlü bir konuşma yapması zorunlu bir ritüel halini aldı.
Sayfa 119·Kitabı okudu
Oldukça basit şeylerden söz ediyordu Jonathan; uçmak bir martının en doğal hakkı , özgürlük onun doğasında var ve bu özgürlüğü engelleyecek ne varsa;gelenekler, batıl inançlar ya da herhangi bir şekildeki sınırlamalar, tümü bir kenara bırakılmalıdır.
Sayfa 98·Kitabı okudu
Reklam