Fakat her şeyin, hele ki bir dünyanın başlangıcı daima belirsiz, karman çorman kargaşalı ve fazlasıyla sıkıntılıdır. Kaçımız böyle başlangıçların içinden çıkmayı başarabilmişizdir ki! Nice ruhlar yitip gitmiştir o kıyamette!
Solgun bir ışık doğuyordu içinde; bir yolu hem aydınlatan hem yasaklayan bir ışık.
Bu, ilk zamanlar onu yalnızca allak bullak ediyordu. Düşlere, dalıp gitmelere, kendini gözyaşlarına bıraktığı gece yarısı üstüne çöken o belli belirsiz kedere sürüklüyordu.
Kısacası, Mrs. Pontellier bir insan olarak evrendeki yerinin farkına varmaya, bir birey olarak kendisi ve çevresiyle olan ilişkilerini tanımaya başlıyordu.
Çocuklarına aşık, kocalarını taparcasına seven kadınlardı onlar; bireysel anlamda kendilerini yok etmeyi, katlanarak çocuklarına hizmet eden melekler olup çıkmayı ayrıcalık sayıyorlardı.