...usandım bitimsiz kışlardan güneşin yüzünü bir türlü göstermemesinden bu gülümsemesini bilmeyen insanlardan usandım raftan ilaç kutularını alıp müşteriye vermekten usandım bekleyecek hiçbir şey olmamasından bu bitimsiz yalnızlıktan...
Ağlayamıyordu. Sonra bir an geldi, ağlamaya başladı. Katıla katıla, saatlerce ağladı. Ağlaya ağlaya açıldı. Kocası ve kızı, merak ve endişeyle yüzüne bakıyor, anlatmasını bekliyorlardı. Neyi? Anlatacak ne vardı? Sadece, "usandım" dedi.
Genç insanın yüreği boş durmaz. Bir sevgili yoksa eğer, hayali bir sevgili geçip oturur gönül denen köşke. O da yoksa, köşk harap demektir ki, tez elden onarılmalıdır.
Zaman kanaması... Zaman kanıyor vücudumdan, dinçliğimi beraberinde götürerek. Daha çok çabalamalıyım. Büsbütün tükenmeden, önümdeki uçurum beni yutmadan, uçurumun içine düşüp kaybolmadan önce çabalamalıyım. Onu, yuvarlanışı zihnimden uzaklaştırabilmek için. Koşarken bir anda düşüp ölmeli insan farkında bile olmadan.