Bir başkası olduktan sonra ,bir daha bir başkası, bir daha bir daha başkası ola ola, ilk kimliğimizin mutluluğuna geri dönebileceğimizi sanmak boş bir iyimserlikti.
Onlar da benim gibi, bizler gibi, içlerine rastlantıyla düştükleri belirsiz bir varoluşun anlamını cennette kalmış kadar uzak bir geçmişte bir gün sanki keşfetmişler, ama sonra unutmuşlardı bu sihirli anlamı. Unuttuğumuz bu hatıra için acı çekiyorduk; belimiz bükülmüştü, ama gene de kendimiz olmakta direniyorduk.
Anlatmaktan öte biliyordu. Hayat dertlerle doluydu, acılarla, biri bitince öbürü gelen ,öbürüne alışırken bir yenisini bastıran ve yüzlerimizi birbirine benzeten derin acılarla.