Türk Edebiyatının En Kıskanç Dizeleri
Bin fersahtan duyarım kimle gülüştüğünü Alnından öz kardeşim öpse ben irkilirim. Değil yalnız ardına kimlerin düştüğünü Kimlerin rüyasına girdiğini bilirim. Faruk Nafiz Çamlıbel Senden bilirim yok bana bir fâ'ide ey gönül Gül yağını eller sürünür çatlasa bülbül Etsem de abesdir sitem-i hâre tehammul Gül yağını eller sürünür çatlasa bülbül Osman Nevres Yüzünde göz izi var Sana kim baktı yârim? Karacaoğlan Dilerim Tanrı'dan ki, sana açık kucaklar Bir daha kapanmadan kara toprakla dolsun Kan tükürsün adını candan anan dudaklar Sana benim gözümle bakan gözler kör olsun! Faruk Nafiz Çamlıbel
Senin yollarında dağılırım ben Eğer yanımda sen varsan, yoldaşım Nereye gideceğimizi düşünme bile Eğer yanımda sen varsan, yoldaşım
Şarkı Sözü
Reklam
siir
Yıkıldı güvendiğin o mermer direk, Kül oldu ateşe verdiğin yürek. Şimdi bir harabe, bir kuru ayaz, Sana da bir parça sükûnet gerek. ​Zamana yenildi yaldızlı hisler, Yolları kapadı o koyu sisler. Gururun tahtından düştüğün gün, Silinir peşinden bıraktığın izler. ​Ne bir sitem kalır, ne bir ah feryat, Böylece tükenir kurduğun hayat. Kendi ellerinle kazdığın kuyu, Olur bir gün sana en derin sırat.
gönlüm dilime sitem eder , dilim gönlüme küser . . gönlüm der ki dilime , hissettiklerimi neden anlatamıyorsun ? dilim der ki gönlüme , anlatamayacaklarımı ne diye hissedersin ki . . .
Ego; "haksızlığa uğradın, karşılık ver, intikam al, sitem et" diyerek seni kaosa sürüklerken, kalp; "bu seni küçültüyor, bu senin özündeki o dinginliği bozuyor" diyerek bir "huzursuzluk" sinyali gönderiyor. O huzursuzluk, aslında senin ruhunun "hizalanmak istiyorum" çığlığı.
Birine emek verip, onu merkeze koyup, karşılığında aynı özeni görememek, insanın içine bir "boşluk" düşürür. İşte o noktada kıskançlık (veya sitem), aslında o boşluğun yarattığı "can acısının" dışa vurumudur.
Reklam
Reklam