Bu kare, sadece bir okulun penceresinden yansıyan bir görüntü değil; toplum olarak içine sürüklendiğimiz o uçurumun, o çaresizliğin ve bitmek bilmeyen öfkenin fotoğrafı.
Okullar, çocuklarımızın hayallerini yeşertmesi gereken güvenli limanlardı. Şimdi ise o pencerelerden dünyaya umutla değil, korkuyla ve şiddetle bakıyoruz. Dün Siverek’te, bugün Maraş’ta ve başka şehirlerde… Bir öğrencinin eline silahı, bir arkadaşının hayatına kastetme cüretini veya o pencereden atlama çaresizliğini kim, ne zaman, nasıl verdi?
Bu şiddet sadece bireysel bir vaka değil; hepimizin sorumluluğunun olduğu, birbirimize tahammülümüzü, nezaketimizi ve vicdanımızı kaybettiğimiz bir dönemin yansıması. Eğitimi sadece notlardan ibaret sanıp, ruhu ve vicdanı ihmal etmenin bedelini bugün okulların kapısında, pencerelerinde ödüyoruz.
Daha ne kadar "bir şey" olmasını bekleyeceğiz? Bu "yargısız, eğitimsiz, terbiyesiz" iklimi biz yarattık, yine biz değiştirmek zorundayız. Çocuklarımızın eline kalemden başka bir şey yakışmadığı günlere geri dönmek için, önce birbirimize olan saygımızı yeniden inşa etmeliyiz.
Geç olmadan, çocuklarımızı bu karanlıktan çekip çıkarmalıyız.