Ermeniler, Batı'nın müdahalesini temin etmek için ayaklanmayı adetâ vazgeçilmez bir model olarak kabul etmişlerdi. Öyle ki, 1. Sason İsyanı'nda birçok cinayete sebebiyet veren Londra'daki Hınçak örgütü, "Yeni hâdiselerin zuhur etmeyişinden" şikâyetçiydi. Türkler'i bölgeden kaçırarak diplomatik çevrelere nüfus üstünlüğüne sahip olduklarını gösterıneleri ve böylece Avrupa'nın müdahalesini sağlamaları için de yeni hâdiselerin zuhur etmesi gerekiyordu! Ve bir de tahrik edilen müslümanların Ermenilerin üzerine yürümesini sağlamak için yeni hadiselere ihtiyaç vardı. O takdirde patrik. piskopos, papaz takımı zâten bahane arayan Avrupalılara dönüp "İşte görüyorsunuz, barbar Türkler masum hristiyanları katlediyor" diyecek, ve ıslahatın bir an önce uygulanmasını isteyeceklerdi. Artık Diyarbakır'da olduğu gibi şehrin en itibarlı şahsiyetlerinden Ali Efendi'nin sarığı çarşı ortasında başından kapılıp yere çarpılacak, cuma namazı sırasında Ermeni teröristler Camii Kebir, Fatih Paşa, Behram Paşa, Ali Paşa, Sultan Şaşa camilerine saldırıp, birçok müslümanı şehit edecek, aynı anda ateşe verilen çarşıları söndürmek için gelen asker ve görevlilere kurşun yağdıracaklardı. Diyarbakır çarşısındaki 870 dükkanın kül olmasına sebep olan bu yangından hemen sonra Siverek'te bir Ermeni tüccar, vergi dairesi kâtibini keserle şehit edecek, Lice'de evlerine çekilen Ermeniler müslümanların üzerine kurşun yağdıracak, Palu, Çermik ve Ergani'de cami ve mescitler ateşe verilecekti. Adana'da kafayı çekip dine, Allah'a küfürler yağdıran Ermenilere nasihat için gönderilen müftü efendiye kurşun atılacak, Malatya'nın Halep Pazarı'ndaki berber dükkânına traş olmak için giren Hemo adındaki bir Kürt, berber Ehlicanoğlu Serkis tarafından ustura ile boğazlanacak Arapgir'de kendi kiliselerini yakıp, müslümanların
Sayfa 112 - Bilgeoğuz Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
KİTABIN ÖZETİ
Ziya Gökalp: Kürt aşiretleri hakkında sosyolojik tetkikler. Macit Gürbüz Kürtleşen Türkler Selenge yayınları İstanbul 2008 David McDowall, Modern Kürt Tarihi Doruk Yayınları Kürt olan Avşarların hepsi Sünni idi. Kürtlerden kız alıp verdiler. Biz Aleviyiz o yüzden Kürt olmadık (25). Dersim mutasarrıfı Arifi Bey 1903 yılında Dersim öteden beri şayi ve zan olduğu gibi umumen Kürt değildir. Çemişgezek ve Çarsancak kazaları halkı kamilen Türk’tür. Hozat kasabası ile İnceağa kariyesi ve Torot aşireti halkı Türk’tür ve fakat ihtilatlar netiecesin Kürtleşiyorlar. Mazgirt kasabası ile bir kariye halkı ve Ovacık kazasının ova kölyeri halkı da neslen Türk’tür. Ve halen lisan-ı Türki üzerine mütekellimdir (26). Dil Değişimi Okuma yazma bilmeyen halklar çok çabuk dil değiştirirler. 80 yıllık bir sürede dil değişir (36) Kürt Tarihi Tarihte ilk defa doğrudan doğruya Kürt isimli topluluk, Yenisey Nehri’nin kıyılarında dikilmiş mezar taşlarının birinde tespit edilmiştir. Ms. 550-600 yılları arasında dikildiği tahmin edilen bu mezar taşı Kürt İlahnı Alp Urungu adına dikilmiştir. Elegeş Yazıtıdır. (50). Elegeş yazıtında Sayan-Altay Dağları çevresinde Türkçe konuşan ve Türkçe yazan bir Kürt topluluğunun varlığından haberdar oluyoruz. Doğudan gelen göç baskısı ile biraz batıya kaydıkları anlaşılan Yenisey Kürtleri, İrtiş Irmağı ile Tobol Suyu bolarına yerleştiler. 1581-1582 yıllarında Don Kazaklarının (Ruslar hesabına) İrtiş boylarını istilasında zorla Hristiyan yapılmak istenen Yenisey Kürtleri (en azından bir kısmı), Türk molları vesilesi ile Müslüman oldular (52). Şaman dini geleneğine bağlı Sibirya halkı kendilerine Kürt der ve kendilerini Kürtler olarak bilirler (52). Macaristan Kürtleri Kürtlerden bahseden ikinci kayda ise, Bizans İmparatoru ve tarihçi Constantinus
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
KİTABIN ÖZETİ
Kürt olan Avşarların hepsi Sünni idi. Kürtlerden kız alıp verdiler. Biz Aleviyiz o yüzden Kürt olmadık (25). Dersim mutasarrıfı Arifi Bey 1903 yılında Dersim öteden beri şayi ve zan olduğu gibi umumen Kürt değildir. Çemişgezek ve Çarsancak kazaları halkı kamilen Türk’tür. Hozat kasabası ile İnceağa kariyesi ve Torot aşireti halkı Türk’tür ve fakat ihtilatlar netiecesin Kürtleşiyorlar. Mazgirt kasabası ile bir kariye halkı ve Ovacık kazasının ova kölyeri halkı da neslen Türk’tür. Ve halen lisan-ı Türki üzerine mütekellimdir (26). Dil Değişimi Okuma yazma bilmeyen halklar çok çabuk dil değiştirirler. 80 yıllık bir sürede dil değişir (36) Kürt Tarihi Tarihte ilk defa doğrudan doğruya Kürt isimli topluluk, Yenisey Nehri’nin kıyılarında dikilmiş mezar taşlarının birinde tespit edilmiştir. Ms. 550-600 yılları arasında dikildiği tahmin edilen bu mezar taşı Kürt İlahnı Alp Urungu adına dikilmiştir. Elegeş Yazıtıdır. (50). Elegeş yazıtında Sayan-Altay Dağları çevresinde Türkçe konuşan ve Türkçe yazan bir Kürt topluluğunun varlığından haberdar oluyoruz. Doğudan gelen göç baskısı ile biraz batıya kaydıkları anlaşılan Yenisey Kürtleri, İrtiş Irmağı ile Tobol Suyu bolarına yerleştiler. 1581-1582 yıllarında Don Kazaklarının (Ruslar hesabına) İrtiş boylarını istilasında zorla Hristiyan yapılmak istenen Yenisey Kürtleri (en azından bir kısmı), Türk molları vesilesi ile Müslüman oldular (52). Şaman dini geleneğine bağlı Sibirya halkı kendilerine Kürt der ve kendilerini Kürtler olarak bilirler (52). Macaristan Kürtleri Kürtlerden bahseden ikinci kayda ise, Bizans İmparatoru ve tarihçi Constantinus Porfirogenatos’un 950 yılında yazdığı İmparatorluk idaresi adlı kitapta rastlıyoruz. golan boylardan biri olduğunu tespit edilmiştir (53). Bugün Macaristan’da Kürt adlı 10 tane köy mevcuttur
Burası çokomelli
Zorla Kürtleştirilenler ile her türlü kötü muameleye rağmen Ermeni kalmakta ısrar eden Ermeni aşiretleri hakkında ilave bilgiler: İçinde bulunduğumuz zamanın ihtiyacını karşılamak adına; Diyarbakır Vilayeti'nin 1517'den itibaren Tatar-Türk egemenliğine girmesinden sonra, dinlerini ve inançlarını değiştirmek zorunda kalan bütün Ermeni aşiretlerinin kısa bir tarihini bu ek bölümde aktarmak istiyorum. Bunlar ancak bu şekilde ata yadigârı topraklarını kaybetmemiş ve ırklarının devamını sağlamışlardır. Türkiye'deki bütün Kürt aşiretlerini ve Yezidileri (Şeytana tapanlar) [aynen] incelemeyi daha uygun bir zamanda yayınlayacağım bir tarih çalışmasına bırakıyorum. İlk olarak, kitabımın tarih bölümünde sözünü etmiş olduğum aşiretlerden başlayacağım ve sonra diğerlerini ele alacağım. 1. RUSHDOUNIK. "Reşkotan" adıyla bilinen bu yerleşik Kürt aşireti, Buşeri bölgesinin kuzeyinde yaşar. Burası, Batman Suyu (Kaghert Nehri) ile Revdan Suyu (Arzon Nehri) arasında kalır. Reşkotan şu yedi alt aşirete bölünür: Kasıka, Darmanka, Sikaki, Bebucanka, Bundurka, Çaluka ve Piroka. Bu alt aşiretlerin yaşadığı birkaç köyü aşağıda sayıyorum: Salib, Dara-Bi, Dara-Baru, Zedia, Hajina, Lijak, Reshuk, Merina, Khelukan, Durbessan, Bolehd vb. Bunlar yayladadır ve toprakları çok bereketlidir. Sakinleri ya tarımla ya da koyun besiciliğiyle meşguldür, Kendi liderleri vardır. Aşiretin tüm erkekleri iyi at biner ve iyi nişancıdır. Türk hükümetine asla asker vermezler ve her zaman yırtıcı, kavgacı olan doğalarını bugüne kadar muhafaza etmişlerdir. Türk makamlarını sadece kâğıt üstünde tanırlar. 2. MAMIGONIANLAR, şimdi "Mamikan" aşireti olarak anılırlar ve Redvan Suyu'nun doğusunda ikamet ederler. Bir zamanlar, Arzen adında ve şimdi bir yıkıntı halinde olan surlarla çevrili bir başkentlerinin
Sayfa 85 - Tarih&Kuram·Kitabı okudu
Tarih
Şeriat mı? Kürtçülük mü?
Şeyh Said 16 Nisan 1925 tarihinde Varto Sorgu Hâkimliğinde verdiği ilk ifadesinde isyanın maksadını açıklarken özerklik temin etmekten bahsetmiş ve söyledikleri şu şekilde zapta geçirilmişti: "Kendi fikrince bu işe pir olmak istediğini ve maksatlarının şeriat hükümlerinde yine bu vaziyette karışıklık devam eder ve Hükümet de bunun önüne geçmek üzere tedbirler almazsa kendi aralarında dini hükümleri layık olduğu gibi uygulamak fikriyle özerklik talep ve temin etmek ve Hükümetin buna da razı olmadığı takdirde Diyarbakır'ı zapt eder etmez, gerekirse İngiliz Hükümetine müracaat ederek Türk Hükümetini maksatlarını temin etmek zorunda bırakmasını talep etmekten ibaret olduğunu (…)" Vakit gazetesinin "Şeyh Said'in İfadatı" başlıklı haberinde Şeyh Said'in Varto'da alınan ifadesinde, "Kürdistan Krallığını teşkil için fırsatın zuhur ettiğini zannederek harekete geçtik." dediği yazıyordu. Diyarbakır'a geldikten sonra özerklik talebinden bahsetmeyen ve bu konudaki iddiaları reddeden Şeyh Said gerek savcılık sorgusunda gerekse mahkeme esnasında isyanın din maksatlı çıktığını ve amacının Hükûmetten şeriat konusunda düzenlemeler yapmasını istemek olduğunu sık sık tekrarlamıştı. Mazhar Müfid Bey'in Diyarbakır'ı kastederek "Fetihten sonra bağımsız bir Kürdistan Kraliyeti yapacaktınız, öyle mi?" sorusuna "Krallık filan bizim niyetimizde yoktu. Şeriat kurallarının uygulanmasıydı. Ben ne başkanlık kabul ederdim ne de elimden gelirdi." diye cevap veren Şeyh Said, Diyarbakır'ı ele geçirdikten sonra Hükûmetin taleplerini kabul etmemesi hâlinde bile "Hükümetten ayrılmazdık. O vakit ne yapacaktık bilmem." demişti. Şeyh Said'le birlikte yargılanan zanlılara gerek mahkeme esnasında gerekse savcılık sorgularında isyanın maksadı ve nasıl başladığı sorulmuştu. Bazı sanıklar isyanın yalnız din
Sayfa 127 - Kripto Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
I. Dünya Savaşı Dönemindeki Ermeni Olayları: Adana'da çıkan bu olaylardan sonra, İttihat Terakki'nin ileri gelenleriyle Ermeni Taşnaksütyun temsilcileri bir araya geldiler. II. Meşrutiyet hem Türkler'e hem de Ermeniler'e hak ve özgürlükler getirmişti. 31 Mart gerici isyanından sonra bu hürriyetlerin ellerinden gitmemesi ve meşrutiyetin güçlenmesi için, İttihatçılar'la Taşnaklar. Devletin yaşatılması konusunda üzerlerine düşeni yapmak ve vatanın birliğini korumak için işbirliği kararı aldılar. 3 Eylül 1909 tarihinde de bu konudaki kararlarını bir anlaşma ile belgelediler. Bu sebeple kısa süreli de olsa Ermeni olayları hız kesti ve büyük hadiseler çıkmadı. I. Dünya Savaşı'nın patlak verdiği ve bizde de ayak seslerinin duyulmaya başladığı günlerde, Ermeniler'in nasıl bir tavır takınacakları önemliydi. Mayıs ayı içinde Galata'daki Büyük Ermeni Merkez Okulu'nda, Patriğin görevlendirdiği bir rahibin yönetiminde "Birleşmiş Milli Ermeni Kongresi" adını verdikleri bir toplantı yaptılar. Bu toplantıda Ermeniler, "Savaş sırasında Osmanlıya bağlılık ve Devlete sadık kalma" kararı aldılar. Ne var ki, aradan bir ay geçmemişti ki, 1914 Haziran ayında Taşnakların Erzurum'daki toplantısında yüz seksen derece döndüler. "Osmanlı Devletini iki ateş arasında bırakma"ya karar verdiler. Taşnaklar: "İttihat Terakki Hükümeti Ermenilere karşı samimi davranmadı, sözünde durmadı, bizi aldattı. Türkler'e şiddet uygulamalıyız!" diyerek, silahlı örgütlerine şu emri verdiler: "Herkes silahlanacak, Rus Ordusu için çalışacak, Osmanlı Ordusu iki ateş arasında bırakılacak… Her yer bombalarla yakılıp yıkılacak!" Komitenin bu kararından sonra, Ermeniler büyük bir hızla silahlandılar. Türk ordusu içindeki Ermeni askerler silahlarıyla birlikte firar ederek ihtilalci Ermeni çetelerine ve Rus ordusuna
Sayfa 211 - Toker Yayınları·Kitabı okudu
Tarih