Bir ülkede edebiyat ve sanattan çok siyaset konuşuluyorsa o ülke üçüncü sınıf bir ülkedir.

-Friedrich Nietzsche

Fox Mulder, Bağdat'a Geldiler'i inceledi.
 4 saat önce · Kitabı okudu · 4 günde

#29346455 etkinliği vesilesiyle okuduğum bu kitap, Agatha Christie'nin klasik polisiye romanlarından oldukça farklı. Birkaç küçük cinayet dışında cinayetin işlenmediği, çoğunlukla siyaset ve casusluk ağırlıklı konuların işlendiği bir kitap.

Sekreter bir kızın sevdiği adamın peşinden Bağdat'a gitmesi ile başlayan hikaye, kızın siyasi bir komplonun içerisine girmesi (veya çekilmesi) ile bambaşka bir hal alır.

Agatha Christie, kitabı İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra, ABD ve Rusya arasındaki Soğuk Savaş'ın başladığı ilk yıllarda, ikinci kocası Arkeolog Sir Max Mallowan ile Bağdat'a yaptığı bir geziden esinlenerek yazmış.

Agatha Christie sevenler kesinlikle okuyacaktır ancak sadece polisiye tadı almak isteyen okuyucuların kitaptan pek fazla o tadı alamayacağını düşünüyorum.

Bünyamin Müftüoğlu, Uluğ Bey'i inceledi.
 6 saat önce · Kitabı okudu · 8/10 puan

Uluğ Bey, Timur İmparatorluğu'nun kurucusu meşhur Topal Timur'un torunudur. 1394'te İran Sultaniye'de doğmuştur. Dedesi Timur ve babası Şahruh'un ardından hükümdarlık yapmıştır. Hükümdarlığının yanı sıra 15. Yüzyılın en önemli bilim adamlarından birisidir. Bilime büyük önem vermiş, kurduğu Semerkand Rasathanesi'nde, Ali Kuşçu gibi onlarca bilim adamını toplamış; astronomi, matematik, geometri alanlarında kıymetli çalışmalar, önemli buluşlar yapmıştır. Semerkand Rasathanesi'nin Ayasofya büyüklüğünde bir yapı olduğu söylenir. Yazdığı eserlerin birçok dilde çevirisi yapılmış, bu eserler Avrupa'da 'Denizcilik' ve 'Astronomi' alanlarında önemli gelişmelerin yaşanmasına sebep olmuştur.

Uluğ Bey, bir yılın uzunluğunu 365 gün 6 saat 10 dakika 8 saniye olarak hesaplamıştır. Günümüzdeki  ölçümlere göre aradaki fark 58 saniye!

Uluğ Bey, bilimsel alandaki çalışmalarına karşılık, harp ve siyaset konularında oldukça başarısız bir hükümdar olmuştur. Bu başarısızlığı taht vârislerini harekete geçirmiş, yaşanan taht kavgaları sonucu 1449 yılında oğlu Abdüllatif tarafından öldürülmüştür.

Yüzlerce yıl evvel yaşamış Uluğ Bey, Ali Kuşcu, İbn-i Sina gibi onlarcasını sayabileceğimiz müslüman bilim adamlarının derdi neydi ki bu kadar çalışıp, çabalamışlar. Günümüzde yetişen neslin derdi ne ki bu insanları tanıyıp kıymet vermemekte, onların gösterdiği yolda ilerlememekte ve neden beklemekteler.

Uluğ Bey'i biraz anlatmaya çalıştım. Merak edenler ve daha detaylı bilgiye ulaşmak isteyenler kitabı okuyabilirler. Kitapta özellikle Uluğ Bey'in bilim adamlığı yönüyle ilgili ayrıntılı bilgiler var. İyi okumalar.

Aykut Örek, Paris ve Londra'da Beş Parasız'ı inceledi.
6 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Kitabı o kadar iyi anladım ki size sözcüklerle anlatamam çünkü kitabı oruçluyken okudum. Orwell açlıktan neredeyse nefes alamayacak duruma geldiği günlerini anlatıyor. Paris ve Londra'da tam anlamıyla beş parasız kalıyor. Özellikle Paris'te Boris ile yaşadığı dönemleri anlattığı bölümde o kadar acıktım ki o günlerde yaşasaydım Orwell'ı kesin döner yemeye götürürdüm o kadar hissettirerek anlatmış ki açlığı.. Kitap söylence ve gezi yazısı gibi yazılmış. Herhangi bir kurgu ve entrika yok. Kitap tam anlamıyla gerçek ve Orwell'ın yaşadıklarıyla alakalı bir kitap. Bir bölümde Orwell para kazanmak için bir Komünist gazetecelerin bürosuna gitmeden önce arkadaşına "Ben siyasetten ne anlarım siyaset nedir bilmem" diyor. 1984 ve Hayvan Çiftliği kitaplarını çıkarıyor daha sonra. Kitapların ne kadar siyasi bir boyutta olduğunu söylememe gerek yok sanırım biliyorsunuz. Kısaca Orwell gerçekten zor bir süreçten geçmiş ve bize o günlerden kurtulup olağanüstü eserler vermiş. Orwell'ın değerini bilin gerçekten iyi bir yazar.

Semrâ Sultân, bir alıntı ekledi.
14 saat önce · Kitabı okudu · 9/10 puan

"... Siyaset kılıcını bırakıp muharebe kılıcını almalı ve Bağdat yoluna düşmeliyiz. Safevî Şahı dindaşlarımızı kazıklara vururken, doksanlık kocaları sakallarından sürüyüp hurma ağaçlarına asarken buraya toplanmış, padişah hal'ini konuşmadayız. Bize yaraşan bu değil, Padişah Efendimize kuvvet vermek ve Bağdat'ı istirdat eylemektir. Söyleyeceklerimi söyledim; bir kardaş nasihati isterseniz, böyle düşüncelerden uzak duran, Padişah-ı Cihana biat eyleyin."

IV. Murad, Yavuz BahadıroğluIV. Murad, Yavuz Bahadıroğlu
Ebru Ince, bir alıntı ekledi.
17 saat önce · Kitabı okuyor

Hepsinin içinde Atatürk ..
1960 larda Birinci dünya savaşının gazileri hayattaydilar ve uzun tren yolculuklarında kendileriyle konuşur ,dinlerdim. .

Bu kimseler olgundu. .kendini onları dinlemek zorunda hissederdin ve itirazda edemezdin

Bunun sebebi sadece yaşlı olmaları değil "mantık " sahibi olup ,bir gerçeklik olarak konuşuyor olmalarıydı .

Onlar büyük faciaların, yıkımların ama aynı zamanda "büyük yapımların adamları"ydılar

Bu şartlarda.yetişen liderin de başka türlü olacağı muhakkaktır ...Bu kimselerin belirgin tavırları vardı ..
"Genç 'te olsalar ham ervah değillerdir ..

Bizim siyaset hayatımızda bazı tipler var ki hiç büyümüyorlar ...

"Bu tıkanıklık O neslin ADAM'larında görülmez "

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, İlber Ortaylı (Sayfa 24)Gazi Mustafa Kemal Atatürk, İlber Ortaylı (Sayfa 24)
Semrâ Sultân, bir alıntı ekledi.
 22 saat önce · Kitabı okudu · 9/10 puan

Büyük hizmet gördünüz. Unutma, adamların halk gibi giyinip erkenden sahili tutacaklar.''

"Unutmam mümkün müdür Padişahım, lâkin affınıza sığınıp bir sual etmek isterim."

"Bildim Bayram, ne olacağını soracaksın. Hiçbirinizden gizlim saklım yoktur. Artık ocaklının elindeki siyaset kılıcını alıp, ellerine fetih kılıcı vereceğiz, böyle bilin!"

Tahmin ediyorlardı, ama bir de Padişahtan duymak istiyorlardı.

Molla Doğan'ın gözleri ışıl ışıl yandı...

IV. Murad, Yavuz BahadıroğluIV. Murad, Yavuz Bahadıroğlu

Bir Kardeş Mavi && Canı Cehenneme
Canı cehenneme rahat uyuyanın
Kapısını örtenin perdesini çekenin.
Yüreği yalnız kendiyle dolu
Duvarları ancak çarpınca görenin.
Canı cehenneme başkasının yangınıyla
Evini ısıtıp yemeğini pişirenin.
Bahçesine dek gelen alevleri
Şehrayin sanan aptalın
Canı cehenneme, camlarında
Parçalanmış cesetler uçarken
Bir iğdiş incelikle çiçekleri sulayanın.
Mutfakla yatak odası arasında
Çarsılarla gövdesi bencillikle hırsı
Yılgınlıkla yenilgi arasında
Dünyayı tüketenin canı cehenneme...


Orada dağlar birer mezarlık
Bulutlar kan salkımı sular toprakta düğüm
Orada evler oda oda kanarken
Burada yeşerenin canı cehenneme....
Ey bir halkın gözyaşıyla ruhunu yıkayan kin
Ey zulümle yükselen maaş;
Uzun masalar ardında mağrur
Boynunda ölüm çanıyla oturan güç
Senin de senin de canin cehenneme
Ey Sultan Hamit tuğralı korucu alayları
Kardeşi kardeşe kırdıran siyaset....

Bir gün elbet,bir gün elbet
Örter üstünü bu ağır yanlışın
Sevgiyle,yalnızca sevgiyle işlenen
Bir dal incelik, bir simli gülüş
bir kardeş mavi...


ŞÜKRÜ ERBAŞ

ilay Hakbilir, bir alıntı ekledi.
 22 saat önce · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bugüne kadar dedik, diyoruz, demek istiyoruz ki Türk, mazi meziyet sahibi bir kavimdir, altı yüz beş senelik bir devletin, bir saltanatın müessisi, malikidir.

Üç Tarzı Siyaset, Yusuf AkçuraÜç Tarzı Siyaset, Yusuf Akçura