Çekilmez olan, sıradan, basit bir kültürün bize zorla, kuşların yavrularını besledikleri gibi ve en olumlu kültür olarak benimsetilmesi değil, bunun tek kültür sayılması, bunun dışına çıkıp yeni buluşlara açık bir dünyadan ona bakma olanağının ortadan kalkmasıdır.
"İsa'dan önce yaşamış bir pagan kurtuluşa kavuşabilir, yeter ki doğal iyiliğin peşinden gitmiş olsun."
O zaman İsa'nın vahyi neye yarıyor?
a) Bu vahyi duyan ve ona göre davranan kişi onu duymayandan daha büyük sevap kazanıyorsa - o zaman bu adaletsizliktir.
b) Bu vahyi duymayıp doğal olarak hayır işleyen aynı sevabı kazanıyorsa - o zaman gereksizdir.
Konferansların bilim nimetini dağıtmanın en kolay yollarından biri olduğuna gelince, şunu hemen söylemeli ki konferansların kültürel hiçbir yararı yoktur; bir konfe-ransta duyacağımız en olumlu bir sözün bile verimli olabilmesi için kitaplara başvurmak gereklidir. Öyleyse? Konferansların herhangi bir özelliği varsa, o da bunların bir göz boyayıcılık ve kişisel başarı okulu olmalarıdır. Kültürün önünde saygıyla eğilmeyi, çalışıp ter dökmeyi, bir tapınağa giriyormuş gibi davranmayı (önce böyle görünür kültür insana, sonra kanına karışır), göze almayan insan bilgisiz kalacaktır. Böyle kalmayı da hak etmiştir.
Psikanalizin hoşuna gitmeyen yanı, hataları hastalığa dönüştürme eğilimidir. Bunları enerji fazlalığı sayarak olumlu bir niteliğe dönüştürse, bunu anlayacaksın, ama böyle yapmıyor. Psikanaliz duyduğun sıkıntıya, sözgelimi, kurbağalardan korkmuş olmanın yol açtığını buluyor, sonra da bunu iyileştireceğini umuyor. Amma palavra!
Açık konuşalım: Psikanalizin formüllerine karşı bir diyeceğim yok; iç hayatımızı epeyce zenginleştirmiştir bunlar. Benim kavgam bu formülleri kendi sersem sepet ilgisizliklerini gizlemek, küçük çocukların ırzına geçen cinsel sapıkların bunu geçmişlerinde tirbuşonla ilgili bir olay yüzünden yaptıklarını söyleyerek açıklamak ve bağışlanabilir göstermek isteyen ahlaksızlara karşı. Hayır, beyler! Küçük çocukların ırzına geçmenin bağışlanacak hiçbir yanı yoktur.