Deneme olarak yazdığım bu şiir sizce nasıl ?
Nasıl anlatsam bendeki seni sana.
Bakabilir misin benim gözümle ?
Hissedebilir misin benim ruhumla?
hayallerimde yaşabilir misin seni?
Umman yeri olan yüreğime,
yelken açabilir misin?
Karanlık ruyalarıma düşen ,
gözlerinin ışığında,  ama olabilir misin?
Sessiz hıçkırıklarımda boğulan bağrıma,  gem vurabilir misin?
Koklaya bilir misin  ipek saçlarını?
Hasretle bakabilir misin cennet gözlerine ? Dinleye bilir misin kalbinin musikisini ?

Melike, Bir Tereddüdün Romanı'ı inceledi.
18 May 16:05 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 8/10 puan

….bak şu hançerin üstüne.
Üzerinde İtalyanca bir cümle: Entrero in un cuore!
manası nedir biliyor musun? ‘’Bir kalbe gireceğim!’’ demek
ve bu senin kalbin. (Sayfa 179)
bu diyaloğa cevaben https://youtu.be/ZWwtLPtQLHw şunu bırakayım da 179' dan sonra nasıl bir kafayla okuduğum anlaşılsın :D

artık ciddileşebilirim ;)
---------------------------------------------------------------------

Vildan bipolardır.
Muharrir ikisini de kandırmıştır.
Mualla hislidir, mantıklıdır, haklıdır.
Ne ret, ne kabul: Tereddüt

Üç ana karakter, roman içinde roman, geniş anlamda metnin merkezini oluşturan diğer bir metin: Çıplakları Giydirmek, Pirandello.

Karşımıza kendi gibi bir yazar karakteri çıkaran Peyami Safa, yazarın genel geçer yaşantısını, yazdıklarında kendi yaşamının etkisinin fazlaca görüldüğünü, bize ama bilhassa da Mualla’ya hissettirir. Yazar başlı başına bir tereddüt yumağı iken Mualla’nın da ondan altta kalır yanı yoktur. Tüm roman boyunca yer yer yok sayılsa da hiç bahsi açılmasa da bizler biliriz ki Mualla yoksa bile tereddütleri sayfalar arasındaki boşluklarda dolaşmaktadır.

Safa’nın oldukça iyi bildiği, çevirilerini Fransızca’dan okuduğu bir İtalyan oyunu olan Çıplakları Giydirmek karakterleri, kendi yarattığı tereddütlü karakterlerine güzel bir gömlek olmuştur. İki kitap arasında köprü olan en önemli karakter de kesinlikle Vildan’dır. Vildan kitabı okumuş, yazarın o metinden almak istediklerinin bilincinde olan bir kadındır. Tüm roman boyunca bu kitaptan alıntılar yapar ve sorular sorar. Bir tereddüdün romanı bir bağlamda Vildan’ın anlattıklarıyla Çıplakları Giydirmek adlı oyunu iyi anlayabilmek üzere yazılmıştır.

Nereden geldiği nereye gittiği belli olmayan, istediği şeyin ne olduğunu kendi bile kestiremeyen bu kadın, yazarın sevgilisi mi, bir yabancı mı, sıradan ya da önemli biri mi? Bizlerin de kafasına böylesi sorularla tereddütler eker ve devam! Çevir sayfaları.
Vildan duygu değişimlerini iki uçta keskince yaşar. Bipolar bozukluğun izlerini görmeme sebep de bu uç değişikliklerdir. Vildan mutluyken tam mutludur, öyle ki yazar da Vildan’ın bu mutluluğuna bulaşır ancak bu mutluluk, histerik nöbetler eşliğinde kesilir, ağlama krizleri, tikler ve anlamsız bir yığın kelime yığınıyla tekrarlayarak devam eder. Vildan’ın bohem havasına bu çok yakışan özellikler, her konuda tereddüleri olan yazarımızı bu kadına sizce yaklaştırır mı yoksa kaçması için yeterli sebeplere mi dönüşür?

Her roman, içten dışa doğru ister istemez bir sarmal şeklinde yazılır. Bunda yazarın kasıtlı amacı, duyguları, içgüdüleri ya da roman kahramanlarının tavırları etkilidir. Peyami Safa, Vildan ve Mualla gibi iki karakteri karşımıza koyarken kasıtlı bir takım amaçlar güder. Yaşam içinde aldığımız her karar birer ihtimalin sonucudur. Çeşitli süzgeçlerden geçer ve biz posasından mı yoksa süzekten hızla geçmiş olandan mı yana tercih hakkımızı kullanacağımıza karar veririz. Önü sonu yok, iyi-kötü, doğru ya da yanlış fark etmeksizin bir kararın sonucunu yaşarız.

Mualla; bu kararlarımızın çekirdek aşamasıdır. Yola çıkmadan önümüze serdiğimiz tüm ihtimallerdir. Üzülmemek için en doğruyu bulmaya, en iyiyi yaşama şansını yakalamaya olan çabamızdır. Çok sıkıntılıdır. Hiçbir kesinliği olmayan şeyler üzerinde kesinlik arar. Yorulur, bunalır. Her şeyi didik didik eder. Başlamadan başlamalı mı yoksa yola çıkmadan bitirmeli mi bilmek ister. Garantici yanımızdır. Riskli işlerimizde yanı başımızdadır.

Vildan; ilk aşamayı geçirdikten sonra aldığımız sonucun hayatımıza yön verme şeklidir. Yaşadıklarımıza vereceğimiz tüm tepkilerimizi içerir. Mutlu olabiliriz ama bu yetmez çok çok mutlu olmak isteriz. Dibe vurduğumuzda daha kötü nelerin olacağını düşünürüz. İhtimallerimiz artık daha çetrefillidir. Bir kere yola çıkmışızdır, yaşadıklarımız bir silgi ile silinemez, unutulamaz artık. Etkisine odaklanmış ve yeni bir karar vermişizdir. Vildan tüm kararlarımızın dibi boylamış halidir. O artık dönüşü olmayan bir yola sokmuştur tüm kararlarını, düzeltemez, düzelsin istemez.

Muharrir; adını roman boyunca bilmediğimiz bu adam iki taraf arasında sürekli gelgitler yaşar. Sular durulduğunda hiçbir şey olmamış gibi, olayların akışına bırakılmış halinin sonucunu yaşayan sahile vuracak yanımız, belki enkazımız belki de yeniden dünyaya bağışlanmış olanımızdır. Bir nebze ikinci şansımız, boş vermişliğimizdir.

Muharririn sakinliği ve dinginliği, Vildan’ın bohem tereddütleri, Mualla’nın mantığına oturmayan, bir roman sayfasından kişi analizi yapma mecburiyetine düşen bu halleri arasında gelgitlerle ilerleriz.

Bu tereddütlerin bir sonu var mı ki?

Tereddüt etmeden okuyunuz efendim :)

Bir ortamda, yaptığınız bir hareketden dolayı yargılanmak, kınanmak nasıl bir duygudur sizce? İnsanlık neden böyle, neden böyleyiz? :(

Zeynep, bir alıntı ekledi.
14 May 14:16 · Kitabı okuyor

1969'da Emine "Sizce kalıcı olan nedir?" diye sormuştu annesine.
- Şerefli bir hayat. Ve çocuklara bırakılacak servet.
Sonra Emine'nin elindeki kitapları göstererek:
-Parayı nasıl küçümsersin, demişti.Seninkiler de aynı şeyi söylemiyorlar mı? Her şey ekonomiktir demiyorlar mı?
Emine gülüvermişti.
-İnsanı yabancılaştıran parayı söylemiyorlar. Size anlatmak güç, para kişiyi araçlaştırmamalı, araç olmalı demek istiyorlar anne.
-Anneciğim, insanı çarpık eksik kılmamak , öz değerinden koparmamak, temel ilişkilerini bağımsız kılmak için parayı emeğin, fırsat eşitliğinin karşısına değil, içine sokmak için söylüyorlar.

Kırk Yedi'liler 40 Yaşında, Füruzan (Sayfa 56)Kırk Yedi'liler 40 Yaşında, Füruzan (Sayfa 56)

Arkadaşlar anneler gününü kutluyorsunuz iyi hoş da biraz da annesi olmayanları düşünseniz nasıl olur sizce? Çünkü yazıları gördükçe insanların yaraları kanıyor. Sadece çevrenizdeki annelerin anneler gününü kutlasanız zaten kutlamadık kimse kalmaz. Lütfen bu konuda biraz duyarlı olalım arkadaşlar.

Ömer Gezen, Kuklanın Ruhu'yu inceledi.
09 May 15:32 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 10/10 puan

Vay be! Ben az önce ne okudum ya öyle????
İncelememe başlamadan önce bana bu kitabı hediye edip kitaplığıma kazandıran:Gökçe a çok teşekkür ederim :) Kitap sabah geldi ve heyecanla alıp okumaya başladım ve bırakamadım bitene kadar :D
Neyse incelememize geçelim.
Burada inceleme okumak istemeyenler için kısaca kitabı anlatırsam; BUGÜNE KADAR BU KADAR KISA OLUP DA BU KADAR ÇOK BİLGİ BARINDIRAN BAŞKA BİR KİTAP OKUMADIM diyelim :)
Peki kitabımız neyi anlatıyor? Kuklanın Ruhu-İnsan özgürlüğüne kısa bir bakış yazıyor kitabın üzerinde, sizce de o kadar kısa bir bakış mı bu??
Bence hiç de kısa falan değil :D
Şimdi önce belirtmek isterim ki yazara hayraaaaan kaldım. Kendisi de mükemmel bir kitap kurdu bence.
Kitabı okurken defalarca okuma listeme yeni kitap ekledim ve bu kitapta geçen kitaplar 15 tane falan benim saydığım :D
Peki yazar napıyor kitapta?
İnsan özgürlüğünü Dinden Felsefeden ve Edebiyattan örnekler vererek açıklamaya ve anlatmaya çalışıyor bence.
Ama bu kitap için sadece insan özgürlüğünü anlatıyor diyemeyiz konu olarak çok aşmış durumda.
Kitapta sayamayacağım kadar çok şey anlatılıyor valla üşendim şu anda anlatmaya :DDDD
Neyse ama yazar bunu yaparken hayran kalacağım bir şekilde yapıyor. Mesela ölüm hakkında bir şey anlatacaksa bunu X kitabının bir bölümünde şu şekilde geçiyor diye anlatıyor. Sonra da diyor ki bu ölüm Y kitabında da bu şekilde geçiyor :DD
Adam resmen ben bütün kitapları okudum ve hepsini biliyorum diye gövde gösterisi yapmış :DDDD
Neyse John Krallllllsssssın :D
Son olarak anlayacağınız gibi kitaba aşık oldum :(
Ve iki şey daha diyeceğim:
1- Kitabı 3 kere okuyacağım.
İlkinde not alarak okudum.
İkincide de sessiz bi gece vakti başlayıp ayraç kullanmadan okuyacağım. (Bugün ya da bu hafta)
Üçüncü ve sonuncuda da yazarın kitapta anlattığı kitapları okuduktan sonra okuyacağım( Tahminen birkaç yıl sonra olacak bu :D)
2- Kitap 110 sayfa ama nasıl dolu görmeniz lazım. Kısaca ne kadar dolu olduğunu anlatmam gerekirse bi' buluşma hayal edin. Hani bi kitap seçilip konuşulan buluşmalarda. Hah işte bu kitabı o buluşmalardan birisi için seçerseniz buluşmanız tahminen birkaç gün sürer ve sonunda yorulur ve kitap hakkında konuşmayı bırakırsınız :)
İşte böyle bi kitap bu(Hayran kalma emojisi)
Neyse ben kitabı çok sevddddim ve demem o ki;
Herkese iyi okumalar dilerim :)