• Kızıl saçlı bir deli. Daha iyi nasıl anlatılabilir sizce. Buraya kelimeler dolusu yazılar da yazsam, tek bir gerçeği işaret eder hepsi. Bu dünyaya bu insanların fazla olduğunu. Onların eserlerine ancak hayran olabiliriz, onların yerine kendimizi koyamayız, o kadar yetenekli miyiz?
  • Nasıl olmuş sizce? Fazla mı sade?

    https://imgyukle.com/i/CZxhj
  • Sizce Dünya'nın sonu nasıl olacak?
  • Hımm... Yine ben. Yeni bir incelemeyle ben.

    Kitabımızın adı Yeşil Deniz Kabuğu. Vay be ! Sizce de kulağa çok afilli gelmiyor mu ? Bence fazlasıyla dikkat çekici. Duygusallık, aşk, hayal kırıklığı, genç kızlık duygularının kabarması... Ben de bütüünn etkileri uyandırdı da. Gaza geldim, belirtmeden geçmek istemedim.

    Tamam, çok uzattım.

    Sarah Jio'nun okuduğum ikinci kitabı. Kitaba başlarken en azından tanıdık bir yazarın satırlarına kendimi bırakacağım için tatminlik duygusuyla okumaya başladım kitabı. Sarah Jio okuyanlar bilir, mazide kalan yıllarla günümüzdeki kuşaktan birkaç karakterin yaşam öyküsünü kesiştirmekte harika bir yazardır. Bu konuda oldukça başarılı kurgular buluyorum onun zihninde. Kurgularına bayılıyorum kısacası.

    Ama... Bu sefer kurgu tamam olsa bile eksik olan şeyler bariz ortadaydı benim için. Dil, karakterlerin duygu eksikliği ya da fazlalığı, kitabın masalsılığı...

    Kurgu konusunda on üzerinden puan verecek olsammm... Sekiz verirdim diyorum. Çünkü dediğim gibi masalsılığı tetikleyen bir şeyler vardı ki bu benim hiç hoşuma gitmedi. Eee dilin de yavan olduğu yerlerle beraber kitabın on üzerinden puanlaması altı oldu benim için.

    Olayımız 90'lı yıllarda ve 2008'deki yaşanan olayların karışımıyla ortaya çıkan bir eser olarak önümüzde.

    Kailey, annesi ve babası trafik kazasında ölmüş bir hanımzade. Büyükannesi ve dedesi tarafından büyütülüyor. Bir de erkek kardeşi var. Ama hiç mi hiç değinilmiyor ona. Sonraaa bir gün yanlış anlamadıysam yirmi üç yaşında bir genç kızken hayatının aşkıyla tanışıyor. Cade... Üstelik bir randevudayken. Başka biriyle tanışmak için gittiği bir randevuda.

    Bu tanışma kısmı ilk yavan gelen yerlerden bir tanesi oldu. Allah aşkına kim tanıştığı ilk kadın ya da erkeğin kalbine elini koyarak "işte müzik burada hissedilir" dedi ? Ya biz toplum olarak bu konularda biraz çekingeniz ki bence bu fazlasıyla iyi bir şey, ya da onlar fazla... Rahat. Neyse bunlar telefonlarını birbirlerine veriyorlar. Ama yaklaşık iki-üç ay görüşmüyorlar. Sonra Allah'ın işine bakın, yine bir yerde karşılaşıyorlar. Üstelik Kailey çamaşırlarını katlarken. Bir kafede. Bu nasıl iş diyorum ?

    Düşünsenize evleneceğiniz adamla çamaşırlarınızı katlarken karşılaşıyorsunuz ! Ya onu geçtim, kafede çamaşır katlamak ? Ama olaya açıklık getireyim. Bu kafe önceden çamaşırhaneymiş. Te Allam Yarabbim !

    Sonra bunlar işi pişiriyorlar. İki yıllık ilişkilerinin serüvenine adımlarını atıyorlar falan. Bu arada Cade bir müzik şirketinin sahibi. Benim aklım pek ermiyor öyle şirket işlerine falan. Ama bu yetenek avcısı gibi bir şey. En yakın arkadaşıyla iş ortağı ve şirketlerinde yeni müzik gruplarının tanıtımları vb şeyler yapılıyor.

    Sonra gel zaman git zaman. Şirket batma eşiğine geliyor. En yakın arkadaş olan James var. Bir de bunun kız arkadaşı Alexix. Bu meymenetsiz Alexix akla hayale gelmeyecek işler yapıyor veeee...

    Cade hafızasını kaybederek bir evsiz oluveriyor.

    Ondan sonra mı ?

    Herkes onu Kailey'i terk etti sanırken...

    Bir gün Kailey ve nişanlısı Ryan'ın yemek yediği bir restoranın önünde karşılaşıyorlar. Tabii Ryan bilmiyor Cade'i. Ama bizim Kailey tanımaz mı ilk aşkını ?

    Sonra olaylar devam ederken Kailey, hafızasını kaybeden ve milyonerken evsiz haline düşen eski eks aşkının hayatına dahil olarak hafızasının yerine gelmesi için ona yardım eli uzatıyor.

    Hastane masraflarını karşılamak üzere her bir ihtiyacını karşılıyor. Öpücük işini de...

    Tabii o esnada nişanlısı Ryanla da işleri pişiriyor. Yok onu çok seviyorum diye düşünmeler, yok onunla evlenip çocuklarına bakacağım demeler. He anam he!

    Bu yaşanılanlar duygu karmaşası içinde olan Kailey'i benim gözümde bir şıllıktan ileri götüremiyor. Madem ilk aşkına sahip çıkacaksın,o zaman evlenmenize ramak kalacak kadar kısa bir süre varken neden adamdan ayrılmıyorsun ? Ryan'dan yani...

    Tabii bizim yazar bu Ryan'ı da çok salak yerine koymuş. Fazlasıyla anlayışlı bir erkek Ryan. Aaa bir de yakışıklı, özgüvenli ve zengin. Gün geliyor Ryan'ın bu eski aşıktan haberi oluyor. Ama bizim anlayışlı erkeğimiz fazla ses çıkarmıyor.

    "Tatlım, Kailey. Ben seni seviyorum. Ve sana bu konuda anlayış göstereceğim hayatım."

    Sonra Cade arıyor, Kailey gidiyor. Her an yanında olmak.

    Anam! O da ne ? Bizim Ryan patlıyor !

    "Boynuzluyon mu sen beni Kailey ?!"

    Tabii ki de öyle söylemiyor cağnım. Sadece nişanlısıyla aynı evde yaşayan bu fazlasıyla anlayışlı ve yakışıklı beyimiz, Cade ile Kailey'i sarılırken yakalıyor. Hem de evlerinde !

    De git böyle iş mi olur diyorum.

    Tabii işin sonu belli... Anladınız az buçuk bizim Kailey'nin kimi seçeceğini....

    Devamı da masalsı birliktelikler...

    Bu kadar.

    Yani tam olarak bu kadar da değil ama işin özeti bu sayılır. Ekstradan daha çoookkk olay var.

    Hayatınızda tek ve gerçek aşkınızı bir gün bulabilme, aynı zamanda onu boynuzlamama ve onunla evlenebilmeniz dileğiyle....

    Hoçça kalın !
  • Sadece ihtiyacımız olan tek şey. Muhabbet ettiğimiz varlıklarımız (aile, arkadaş, akraba, dost..) olanların eksiklerini onları bir çırpıda bir yerlere savurmak değil de onlarin eksiklerini yada yanlış düşüncelerini, kendimizde kabullenmek için, onların tamamen bir bebekmiş gibi bir hissiyata, düşünce, fikir neyse artık o kelime, davranarak onlara fark ettirmeden ufak yollu dokunuşlar yaparak, kendilerine gelmesini sağlayıp, sizinle nasıl konuşması gerektiğini veyahutta davranması gerektigini, incitmeden ve de kırmadan yansıtabilir, onlara ne istediğimizi hissettirebilir; davranışların bizde yanlış duygular barındırdığı için bir tepki haline gelecek konuları, onların anlayacağı, öğüt ve tatlı bir tebessüm uyandırır duygusu yaşatabilirsek, sohbet etme, muhabbetin devamını sağlamak için cümlelerin tekrar kurularak, "aslında böyle demen gerekmezdi, şu şekildr bana cevap versen veya yaklaşımda bulunsaydın, ne kadar hoşuma giderdi ve de cümle bitmez, virgülle devam ettirirdik" şeklinde ki bir yaklaşım tarzı, hayatımızda kocaman bir iyileştirmeye gidebileceğini ve mutlu/ mutsuz kavramınıda kendi içerimizde halledebileceğimizi düşünüyorum.
    Kadim TATAROĞLU
    Sizce?