• Merhabalar herkese Bugün size George Orwell'ın "1984" adlı kitabından bahsedeceğim. Popüler kültürde yerini hala koruyan, okumamış olsak dahi adını birçok kez duyduğumuz kitaptır 1984. Kitap hakkında fikri olmayan ya da fikri olsa dahi okumamış olan kişiye teşvik için sarıldım klavyeye
    Bilim kurgu türünde olan bu kitap 1984: Bir İnsanlık Karabasanı derken ne demek istedi sizce? Neden adı 1984? Bunları cevaplandiralim ilk önce
    Kitabımızın baş karakteri Winston. George Orwell'in betimlediği dünya da bir karanliktadir aslında. Hepimizin karanlığının aksine tasarlanan karanlıktan daha farklı bir sis bulutunun içindedir. Günden güne boğulmaktadır. En büyük düşman ise kendisidir. 1948 te yazımı tamamlanan bu kitabın adı için çok büyük anlamlar aramaya gerek yok sadece son iki rakamını degistirmek istemis George amca ve değiştirmiş. 1946 yılında Hayvan Çiftliği kitabının satışından elde ettiği gelirle yazılmaya başlanmış, sonrasında 1984 yilinda Micheal Rodralf tarafından filmi yapılmış ve aynı sene içinde Erdal Öz tarafından Türkçe ye çevrilmiştir.
    Kitabın içeriğine gelirsek 'roman biçiminde bir ütopya 'diyor George amca. Her şeyin devletin denetiminde olduğu , bellekten yoksun bırakılmış, her türlü muhalefetin yok edildiği bir toplum tehlikesine karşı bir uyarı niteliği taşır. Aslına bakarsanız kitaptaki toplumun gerçek olabileceğine hepimiz inanabiliriz. Kitap, uyarmak ve uyandırmak istiyor.
    Orwel'ın tasarladığı dünyada, gerçekliği denetim altında tutabilmek için bellekten ve geçmişten yoksun bir toplum yaratılmasıdır amaç. Amaca giden yolda " çift dusun" işlemi dikkatimizi çekebilir. .....Hem bilmek hem de bilmemek, bir yandan ustaca uydurulmuş yalan söylerken bir yandan da tüm gerçekliğin ayrımında olmak tuhaf değil mi?
    Peki bellek deliği? Bence kitap içinde toplum uzerindeki en büyük oyunu. Siz Gerçek Bakanlığında çalışan birisiniz. Elinizde bir gazete. Gazete de duzeltilmesi gereken her şey yazıyor. Düzeltmeleri yapiyosunuz. Asıl gazeteyi yok ediyorsunuz, düzeltilmiş olanı ise halka sunuyorsunuz. Bu değişim sadece gazete için değil, yazılı ve görsel bütün yayın organları için kullanılıyor. Giderek geçmiş, günü gününe, dakikası dakikasına güncelleniyor. Böylece partinin ne kadar doğru öngörüler içinde olduğunu görüyorsunuz. Değiştirilen kaynaklar binalardaki gizli yarıklardan atılır ve fırınlarda yok olur. Düşünün en büyük kanıtlarımız belleğimiz.
    Peki ölümün ensenizde olduğunu bilmek size ne hissettirir? Yaklaşın ve okuyun hayal edin. Düşünce polisi geliyor ve puff, buharlasiyorsun. Genellikle geceleri yapılan yok etme işleminde siz uyurken, bir el omzunuzu sarsar ve gözünüze tutulan ışıklarla, etrafınızdaki yüzlere bakarsınız. Sonrasında adınız kayıtlardan silinir. Size ait olan her şey yok edilir.
    Artık yoksun. Gerçekten buharlaştın.
    Ve en büyük düşmanlardan biri, cinsellik. Günümüzde kadınlarda yapılan sünnet işlemi amacı gibi cinsellikte haz almamak için tasarlanan bir düşünce. Kadınlar ve erkeklerde evlilik için aranan şartlardan biri cinselliği sadece üremek için kullanmak. Cinsellikte zevk almak yasaktır. Bu yüzden uyumsuz çiftler seçilir ve cinsellik lavman yapmaktan farksız, hiç de iç acıcı olmayan sıradan bir işlem olarak görülür.. yazmakla bitmeyecek bir ütopyaya davet ediyor George amca. Buyrun bir kitapta siz okuyun
  • sizce bir insan neden dövme yaptırır arkadaşlar?
  • Uzunca zamandır okumayı istediğim bir kitaptı ve neden bunca zaman beklemişim diye de kendime kızdım. Gerçek yaşam hikâyeleri anlatan kitapları çok seviyorum.
    Yazar kendi yaşantısını kaleme almış. Bir kadının tek başına nasıl onca zorlukları aştığını çok da güzel anlatmış.
    Afrika'da kadın olmak nasıldır sizce? Bu sorunun cevabını hep merak ederdim. Dünyada kadın olmak zorken Afrika'da kadın olmak bunun binlerce katı kadar daha zormuş bunu anladım. Waris tam anlamı ile savaşçı bir ruha sahip olan kadın. Ülkesindeki kadınlar gibi kaderine boyun eğmiş biri değil. Çoğu kız gibi o da küçükken 'sünnet' olayından nasibini alıyor. Kızların sünnet edilmesi de neyin nesi? Hiçbir anestezi uygulanmadan, hijyen ortamı olmadan yapılan iğrenç bir olay. Kimisi dayanamayıp ölüyor, kimisi sakat kalıyor, kimisi de hayatta kalsa da izlerini ve belli başlı sağlık sorunlarını beraberinde götürüyor. Waris bunları bizzat yaşıyor ve yine de güçlü durabiliyor. Ben o satırları okurken iki büklüm oldum. Aklım hayalim şaştı kaldı, mideme kramplar girdi adeta. Binlerce kez şükür ettim öyle bir ülkede doğmamışım iyi ki diye. Ve bunların hâlen devam ediyor olması da insanı ayrı bir üzüyor. Her şeye rağmen onca zorluklara rağmen ayakta durabilmiş. O çok güçlü bir kadın. Katı kurallara karşı geldiği için kimileri tarafından yadırganmış ama hiçbir şeye boyun eğmeyerek de çok kişinin sesi olabilmiş. Helal olsun gerçekten. Kitabı kesinlikle tavsiye ediyorum herkese. Muhakkak okuyun!
  • Sizce ölüm sonmu?? eserimizden;

    Kabrin Ölüye Hitap Etmesi
    Ölülerin konuşması ya kal veya ölülere anlatmak hususunda diriler için kullanılan kal lisanından daha açık olan hal diliyledir.

    Ölü kabre konulduğunda kabir ona şöyle der: 'Ey âdemoğlu! Beni düşünmekten seni aldatan ne idi! Benim fitne evi olduğumu bilmiyor muydun? Ben karanlık, tenhalık ve böceklerin eviyim. Benim yanımdan mağrur olarak geçtiğinde, durumumdan seni gafil kılan ne idi?' Eğer ölü ıslah edici bir kimse ise, birisi onun yerine kabre cevap vererek şöyle der: 'Görmedin mi. o iyiliği emreder, kötülükten menederdi'. Buna karşılık kabir der ki: 'Ben bu durumda onun için yemyeşil bir bahçeye dönerim. Onun cesedi nura dönüşür. Ruhu da Allah'ın huzuruna yücelir'.{1}

    Hadîs'in râvisi, hadîs metninde bahsi geçen fidad kelimesinin mağrur olarak yürüyen, bir adım ileri atan, bir adım geri alan kimse demek olduğunu söylemiştir.

    Ubeyd b. Umeyr el-Leysî şöyle diyor: 'Bir kimse öldüğünde defnedileceği çukur ona şöyle haykırır: 'Ben karanlık, tenhalık ve yalnızlık eviyim! Eğer sen hayatında Allah'a itaat eden bir kimse isen, bugün sana rahmet olurum. Eğer asi isen, bugün sana azap olurum. Öyle bir yerim ki Allah'a itaat ettiği halde gelen bir kimse sevinerek benden çıkar. Allah'a isyan ettiği halde giren bir kimse, zarar edip mahzun olarak çıkar.

    Muhammed b. Şebih{2} şöyle diyor: Kulağımıza geldiğine göre, bir kişi kabrine konulup azap gördüğünde veya hoşuna gitmeyen birşey isabet ettiğinde, komşusu bulunan ölüler ona şöyle seslenir: 'Ey dünyada arkadaş ve komşulardan sonraya kalan! Bizim durumumuzda senin için ibret yok mudur? Bizim önce gelişimizde senin için bir ders yok muydu? Sen bizim amellerimizin bizden kesildiğini ve sana da mühlet verildiğini görmedin mi? Neden arkadaşlarının elinden kaçan fırsatı değerlendirmedin?' Yeryüzünün parçaları da ona şöyle hitap eder: 'Ey dünyanın zahirine aldanan! Yerin içinde kaybolan ve senden önce dünyanın aldattığı kimselerden neden ibret almadın? Oysa dünya ile aldandıktan sonra eceli onları kabre getirip dostları tarafından karar yerine konduğunu görüyorsun'.

    Yezid er-Rakkaşî şöyle diyor: Kulağıma geldiğine göre ölü kabrine konulduğunda amelleri onu çepeçevre sarar ve Allah o amelleri konuşturur. O ameller de derler ki: Ey çukurunda tek kalan kul! Dostlar ve aile efradın senden ayrıldı. Bugün bizden başka senin dostun yok!'

    Ka'b şöyle demiştir: 'Sâlih kul kabrine konulduğunda namaz, oruç, hac, cihad ve sadaka gibi sâlih amelleri onun etrafını çepe çevre sararlar.

    Yine Ka'b der ki: "Azap melekleri, ayaklan tarafından geldik-lerinde namaz onlara 'Ondan uzaklaşsın! Siz ona varamazsınız. Çünkü beni kılmak maksadıyla Allah için bu iki ayak üzerinde uzun uzadıya ibadette bulundu' der. Bu bakımdan melekler, baş tarafından gelirler. Bu sefer oruç der ki: 'Siz ona musallat olamazsınız. Çünkü o dünya evinde Allah için uzun zaman susuz kaldı. Ona bu taraftan varacak imkâna sahip değilsiniz'. Böylece melekler beden tarafından gelirler. Bu sefer hac ve cihad meleklere şöyle haykırırlar: 'Ondan uzaklaşınız. O nefsini yordu, bedenine zahmet verip haccetti. Allah için cihad yaptı. Bu bakımdan ona varacak imkânımız yoktur'. Azap melekleri, bu sefer elleri tarafından gelirler. Sadaka meleklere şöyle haykırır: "Arkadaşımdan uzaklaşın! Zira bu ellerden Allah için nice sadakalar çıkmıştır. Bu bakımdan ona yetişemezsiniz'. Bunun üzerine o ölüye şöyle denir: 'Afiyet olsun! İyi olarak yaşadın, iyi olarak öldün'.

    Ka'b der ki: 'Rahmet melekleri ona varırlar. Ona cennetten getirilen bir döşek ve bir yorgan sererler. Kabrinde gözün yetişebileceği kadar onun için genişlik yapılır. Cennetten ona bir kandil getirilir. Allah Teâlâ, onu kabirden hasredeceği güne kadar o kandilin ışığından nûrlandırır'.

    Abdullah b. Ubeyd b. Umeyr{3}bir cenazede Hz. Peygamber'in şöyle buyurduğunu rivayet eder
    Ölü kendisini techiz ve teşyi edenlerin adımlarının sesini işittiği halde oturur. Kabrinden başka birşey onunla konuşmaz. Kabir ona der ki: Ey Ademoğlu! Sen benden, darlığımdan, pis kokumdan, dehşetimden ve kurtlarımdan sakındırılmadın mı? Acaba benim için ne hazırladın?{4}

    1) İbn Ebî Dünya
    2) Adı, ELaı Abbas Seiumaktır. Bağdadh meşhur bir vaizdir.
    3)Künyesi Ebû Haşini el-Mekki'dir.
    4)İbn Ebi Dünya

    Muhammed Karakaya
  • Son dönemde çıkan kitaplar arz/talep döngüsü ile çalışıyor.Buna eminim.Tutulan kitaplar kendini bazı konularda tutamayanlara göre yazılıyor.Neden sizce bu değişim? Yani bence bu bir gösterge ise neyin göatergesi?