Doğan Cüceloğlu.alıntı
HOCAM EMEĞİNİZE YAZIK EDİYORSUNUZ!

Geçen gün sürekli gittiğim bir mekanda çayımı içip kitabımı okurken yanıma orta yaşlarda güler yüzlü bir bey geldi selam verdi ve “Hocam izin verirseniz size bir şey söylemek istiyorum,” dedi.

Eğitim görmüş, kibar, olgun bir insan izlenimi veriyordu. Yanımdaki boş sandalyeye davet ettim, aramızda şöyle bir konuşma yer aldı:

- Anladığım kadarıyla öğretmenlikle bir kitap üzerinde çalışıyorsunuz; doğru mu?
- Evet, doğru, dedim.
- Hocam, haddim değil, ama emeğinize yazık ediyorsunuz! Bayağı rahatsız olmuştum, sandalyemde şöyle bir dikleştim ve gözlerinin içine baktım. Mahcup bir edayla hafifçe gülümsedi ve konuşmaya devam etti: “Ben kendim emekli öğretmenim; yöneticilik de yaptım.” Çok ilgimi çekmişti, gülümsemeye çalışarak sordum:
- Buyrun, siz dinliyorum. Öğretmenleri ilgilendiren bir kitap yazmakla neden emeğimi boşa harcamış oluyorum, merak ettim.
- Çünkü okunmaz hocam. Neden böyle düşündüğümü izin verirseniz açıklamak istiyorum.
- Buyrun, sizi dinliyorum.
- Öğretmenleri zihnimde iki kutuplu bir ölçek üzerinde değerlendiriyorum. Bir uçta yapacak başka hiç bir iş bulamayan ve çaresizlikten öğretmenlik yapanlar var. Ölçeğin öbür ucunda getirisi yüksek, prestijli başka işler yapabileceği halde öğretmen olmayı seçenler var.
- Şunu mu demek istiyorsunuz: Bazıları, başka hiç bir iş yapamadıkları için, çaresizlikten öğretmenlik yaparlar, bazıları ise yapacakları birçok seçenek içinden öğretmen olmayı seçerler.
- Evet, bunu demek istiyorum. Bir öğretmenle konuşurken üç dakika içinde hangi tür öğretmenle konuştuğumu bilirim.
- Peki, hangi tür öğretmenle konuştuğunu öğrencide anlar mı?
- Ben anlarım. Ama öğrencilerin de sezgileri güçlüdür, hangi tür öğretmenle konuştuğunu sezerler.

Bir süre sustuktan sonra, “Peki, neden emeğime yazık ediyorum,” diye sordum. Cevabı hazırdı: “Çünkü yazdığınız kitabı çok az öğretmen okur.” Konuşmaya devam ettim:
- Ben çok satılsın, diye kitap yazmıyorum.
- Hocam beni yanlış anlamayın, lütfen. Ben sizin iyi bir bilim insanı ve etkili bir yazar olduğunuzu düşünüyorum. Ayrıca yaşınızı da biliyorum. Artık bu yaşta sizin önceliğiniz anne babalar ve üniversite öğrencileri olmalı; onlar için kitap yazmalısınız. Öğretmen olmayı seçenlerin sayısı çok az ve onlar zaten sizin kitaplarınızı okuyor ve faydalanıyorlar. Birçok üniversiteli gencin, sizin SAVAŞÇI kitabını okuduktan sonra öğretmen olmayı seçtiğini biliyorum.
- Çok ilginç, önemli şeyler söylediniz. Kimliğiniz belirtmeden bu konuşmamızı sosyal medyada paylaşıp okurlarımın ne düşündüğünü sorabilir miyim?
- Tabii paylaşabilirsiniz; ne diyeceklerini ben de merak ediyorum.
Daha sonra izin istedi ve ayrıldı; sorularıma beni baş başa bıraktı.

Evet, şimdi siz değerli okurlarıma soruyorum:

1- Benimle konuşan emekli öğretmen beyefendinin öğretmenleri iki grupta değerlendirişini gerçekçi buluyor musunuz?

2- Ülkemizde çaresizlikten öğretmenlik yapanların sayısının öğretmenliği seçenlerden kat be kat daha yüksek olduğunu düşünüyor musunuz?

3- Siz kendiniz bir öğretmenle karşılaştığınızda onun çaresizlikten öğretmenlik yapan biri mi yoksa öğretmen olmayı seçmiş biri mi olduğunu hissedebiliyor musunuz?

4- Sizce bir öğrenci sınıfa giren öğretmenin çaresizlikten öğretmenlik yapan ya da öğretmen olmayı seçen bir olduğunu, yani bu önemli ayırımı, hissedebilir mi?

Emek ve zamanınız için teşekkür ederim.

Kötülük yaparım nedensizce? Sizce nedensizce? Bence sadece neden sizce...

Sizce neden hep aynı hataları yapıyoruz, ve her defasında daha fazla canımızın yanmasına rağmen akıllanmıyoruz?

Bir ortamda, yaptığınız bir hareketden dolayı yargılanmak, kınanmak nasıl bir duygudur sizce? İnsanlık neden böyle, neden böyleyiz? :(

Ahmet Aydın, bir alıntı ekledi.
06 May 15:26 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

O’nun köşesi
“Bu sınıfımda bir köşe... O’nun köşesi... Ne yazık ki evinin fotoğrafı orada yok. Bir şey dikkatinizi çekti mi ? İki tane küçük şey var orada... Gördünüz mü ? İki tane madeni parayı koydum. Kendi sınıfımda, O’ nun köşesine iki tane madeni parayı koydum. Neden olabilir sizce ? ÇÜNKÜ CEBİNDEKİ İKİ KURUŞUN BİR TANESİYLE KİTAP ALAN BİR ADAMDI...”

Gölge, Ahmet Naç (Sayfa 103 - Doğan Kitap)Gölge, Ahmet Naç (Sayfa 103 - Doğan Kitap)

Acı Çekmek Üzerine
Neden sadece iyi ve güzel şeylerin insanların yararına olduğunu düşünüyorsunuz? Sizi bu fikre böylesine tutkuyla bağlayan ne? Sizce bir hata insanın yararına olamaz mı? İnsan iyi olmayan bir şeyi sevemez mi? Belki de sevdiği tek şey acı çekmektir? Düşünsenize, belki de acı çekmek de diğer iyi şeyler kadar yararlıdır insan için. İnanın bana bazen insan acı çekmekten olağanüstü ve delicesine bir mutluluk duyar.

Fyodor Mihaylovic Dostoyevsky

Merhaba! Öncelikle bu yazıyı artık bazı şeylerden bıktığım, düşüncelerimi birkaç kişi dışında paylaşamamış olmanın verdiği bunaltı, bazı şahsiyetlerin bana kattığı öfkeyi ve aklıma gelmeyen birçok sebepten dolayı yazıyorum. Yazımı okuduğunuzda yazdıklarım birçok kişiye saçma gelebilir, bir an içinizden ne diyor bu kız diyebilirsiniz. Sorun değil, ben buradaki birçok insanın birilerine hakaret etmeden görüşlerini bildirecek anlayışlı insanlar olduğuna inanıyorum. Bu yüzden buraya içimdekileri anlatacağım bir yazı yazmak istedim.
Öncelikle insan olmanın ne demek olduğunu bir düşünelim. Sizce insan nedir? Sadece nefes alıp veren bir varlık mı, yoksa vicdan sahibi bir varlık mı? Bana göre her şeyden önce insan vicdan denen en büyük nimete sahip olan bir varlık. Peki ya vicdan her insanda var mıdır? Varsa neden bazı insanlarda bunu göremiyoruz? Inanin bunun sebebini bende bilmiyorum. Tek diyebileceğim bir şey var o da ailenin insana kattığı. Bir insan elbet çevreden etkilenir ama her şeyin ilkini ailesinden görür. Aile nasılsa yetiştirdiği çocuk da öyle olur.
Ünlü dj Avicii'nin öldüğünü haberlerden duymuşsunuzdur. Şimdi diyeceksiniz ki konu ne ara buraya geldi? Beni birkaç dakika öncesine kadar sinirlendiren bir olay yaşamasam inanın buraya yazı yazma gereği duymayacaktim. YouTube'da izlediğim ölüm haberine insanlık dışı yapılan bir yoruma küfürsüz bir şekilde yaptığım yoruma, haddi aşan hakaret içerikli bir yorumla karşı karşıya kaldım. Inanin o yoruma yapılan küfürlü yorumlara karşı sadece bana böyle bir yorumda bulunulmasi beni fazlayisla sinirlendirdi. O yorumda "bir gavur için aglayacaginiza askerlerimiz ağlayın" yazılmıştı. Sizce böyle bir yorumu vicdan sahibi bir insan yazabilir mi? Ölen kişi sizlerden ne kadar farklı olursa olsun, o da sizle aynı dünyada yaşamış, nefes almış, sizler gibi sevmiş, üzülmüş, kızmış, gerisinde birçok anısını bırakmış bir insan. Hiç değilse ona saygı duyulması gerekmez mi? Elbet askerlerimiz için üzülüyoruz ama ölümün nasıl kiyaslamasini yapıyoruz? Ölen kişi bir insan değil miydi? Insanlar neden farkliliklara karşı bu kadar kin ve nefret dolu? Elbet bana diyeceksiniz böyle insanlarla tartışmaya gerek yok. Peki böyle olaylara ben tepki gostermesem siz tepki göstermeseniz kim tepki gösterecek? Keşke öyle bir zaman gelse de insanlar gerçekten insan olabilse.