hapishaneye düşen abim gibi olmamam için uğraşıyordu. yani varlığı bile kabullenilmeyen abim yüzünden benim iyi biz izci olmam gerekiyordu. çok fenaydı. neden sırf abim kötü çocuk diye benim iyi çocuk olmam gerekiyordu? annemle babamın aile matematiğinden nefret ediyordum.
henry, emma bovary ve tazısını anlatan uzun alıntılar yapardı: “sa pensée, sans but d’abord, vagabondait au hasard, comme sa levrette, qui faisait des cercles dans la campagne…”*
*”başta hiçbir amacı olmayan düşünceleri tıpkı çayırlarda koşturan tazısı gibi oradan oraya dolaşıyordu.”
“bunu kabul etmek istemesek de,” dedi Julian, “kontrolü kaybetme fikri bizler gibi kontrollü insanları her şeyden çok cezbeder. gerçek anlamda uygarlaşmış insanlar -ki eski insanlar da bu konuda bizden farklı değillerdi- eski, hayvani benliğin kasten bastırılması yoluyla uygarlaştırmışlardır kendilerini. bu odadaki bizler yunanlılardan veya romalılardan çok farklı mıyız gerçekten? saygıyı, inancı, sadakati, fedakarlığı saplantı haline getirmiş halimizle? bütün bunlar çağdaş zevklerimize göre fazla ürkütücü değil mi?”