okurken sinir krizi geçirdim resmen kendimi bilimsel deneyde gibi hissettim başrolün hiçbir şeye hayır diyememesi, kitapta hiçbir olay olmayışı imdat ya gerçekten bitsin diye okudum sadece cidden okumamış gibi davranacaktım ama kendime bu anı hatırlatmak için kaydetmeye karar verdim
En Tatlı KaçışDanielle Lori · Martı Yayınları · 20223,572 okunma
dümdüz mafya kitabı okuyacaktık kız cidden hafızasını kaybetmiş ya e şimdi winter aslında hiç varolmadı mı
nasıl ya
hiç ters köşe olmayan bir ters köşeydi inanılmaz takdir ettim
ortaokulda okuduğum watty kitaplarına benzemesine rağmen kısa olması ve eğlendirmesi yüzünden ben sevdim. yeraltı edebiyatı okurken kenarda güzel gidiyor bu işi daha sık yapacağım
kendinizi sonsuz sevgi ve hoşgörü karmaşası içerisinde bir evrene ışınlanmış gibi hissetmenizi sağlayan modern zamanların küçük prens’i.
teknik olarak iki eseri birbiriyle kıyaslamak pek doğru olmaz. yine de ikisi de sevgiyle harmanlanmış bol resimli sözde “çocuk kitabı” kategorisinde.
bu kitabın bir yaşı, bir zaman aralığı yok. çizimlerine beş yaşındaymış gibi dalacağınız, cümlelerinin basitliği içindeki derinliğe yetmiş yaşında gibi şaşıracağınız bir başyapıt. içtenliğiyle sizi büyüleyecek.
stres ve sıkıntıyla harmanlanmış dünyanızın buna ihtiyacı var.
Ölü Ozanlar Derneği herkesin delicesine lise sınavı için hazırlandığı o sekinci sınıf döneminde, teknoloji tasarım öğretmenim izleyelim diye açmıştı bu filmi.
harıl harıl test çözen arkadaşlarıma çok saçma gelmişti bu, hepsinin bir hedefi ve hayali vardı. benimse çok hoşuma gitmişti, o kırk dakikalık derste kimse çıkıp bana "sessiz ol, dersine çalış. sınavda ne yapacaksın?" dememişti. özgürdüm, izleme zorunluluğumuz da yoktu. ister izlerdim ister başka bir şeyle uğraşırdım. çocukluğumdan beri kitap okuyup film izleyerek büyüyen birisiyim ben, izledim. (bilmeyenler için, filmi iki saat sekiz dakika sürüyor. dört derste falan bitirdik filmi, dört haftada yani.)
büyülendim, tek kelimeyle büyülendim.
yaz tatilinde oturup bir kere daha izledim filmi. "kitabını okuyacağım, alalım." diye koşturdum babamın yanına. "gidip baksana kitaplığımıza, var orada." diye cevapladı beni sırıtarak. vardı, hem de iki tane.
bir solukta okudum kitabı, biter bitmez yeniden başladım. ergenliğe adım adım ilerliyorum, ne yapmak istediğimi bilmiyorum. benliğini bulmak için çırpınan ruhum sıkıca tutuldu anlamlı anlamsız her cümlesine. sadece anı yaşamaya, "şimdi var; dün mazi gelecek muamma, belki de gelmez." farkındalığıyla sarmalandı zihnim. ne istiyorsam onu yaptım ben de: gezdim, okudum, çizdim, dinledim, izledim. istersem çalıştım istemezsem bıraktım. anı yaşadım. üniversiteye geçtim, hemen bir sahaftan yeni bir ölü ozanlar derneği aldım kendime; yeni hayatıma yeni bir tane.
şu an tıp fakültesi ikinci sınıftayım; çalışmam gereken tonlarca konu var elimde. yine gezerim, izlerim, okurum, dinlerim. ne istersem onu yaparım. kim olmak istersem oyum ben, memnunum da bundan. çok güzel büyüdüm, çok güzel yaşadım. her anımı yaşadım, yaşayacağım.
görmeyecek olsa da buradan öğretmenime teşekkür ederim; bay