Ayrılık acısı harbiden garip olay. Aşk acısı demek doğru olmaz buna, aşk sadece bir parçası. Ayrılık ondan çok daha fazlası. İçine bazen dünyalar sığıyor, hiç ilgisi
olmayan konular bile bununla ilgiliymiş gibi geliyor insana. Biz ayrıldık diye salgın başladı, biz ayrıldık diye denizler kustu, biz ayrıldık diye yandı ormanlar, iklim
krizi çıktı biz ayrıldık diye. Bir ara sorumlu ararlar da alır bizi hapse atarlar diye korktum, düşün, o kadar biz ayrıldık diye oldu gibi geliyordu her şey. Gerçi ikimizi
aynı hücreye tıkacaklarını bilsem çıkar çat çat itiraf da ederdim, o kadar özlüyordum seni.
İyiyim yani, bir problemim yok hiçbir şeyle. Kalan zamanımın tadını çıkarıyorum. “Bundan beş yıl sonra kendini nerede görmek istersin?” diye sorarlar ya bazen, bunu hiç düşünmüyorum mesela. Nerede olduğum önemli değil çünkü.
Nerede olursam olayım, kıkır kıkır gülerken bulmak istiyorum ben kendimi.
Aklım fikrim serserilikte. İnsanlar genellikle benim çok şey bildiğimi sanıyorlar... Halbuki gerçekten de,
gülmekten başka tek bir yol bile bilmiyorum Osman.
Bir de şunu biliyorum, her şeyin bir sonu var.
O günden beri kendime kendimin en kral arkadaşı muamelesi yapıyorum anlayacağın.
Acıkınca canı ne isterse onu ısmarlıyorum, bunalınca çıkıp bir hava aldırıyorum, kafası bozuksa içmeye gidiyoruz beraber, ağlamaya başlarsa bir komiklik yapıp güldürüyorum filan.