Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Geçenlerde, yolda yürürlerken yeğenim birden babasının elini bırakmış ve gözden kaybolmuş. Neyse ki, hızla bulunmuş ama korkusu yetti hepimize. Eve gelince ne kadar telaşlandığımızı anlatıp niye öyle yaptığını sordum.
“Ben kaybolmadım ki, babam kayboldu” dedi bücür. Yani neresinden baksan haklı
çocuk. İki kişiden biri kaybolduysa, hangisinin kaybolduğunu asla bilemeyiz Osman.
Sanki bir arıza çıktı da beynimin sağ lobuyla sol lobu arasındaki bağlantı kesildi. Kabloları ne kadar sürttürürsem sürttüreyim katiyen temas kuramıyorum. Bir tarafımda olan şeyi diğer tarafıma iletemiyorum, bu ara kendime sözümü dinletemiyorum Osman.
Her şeyi unutuyorum. Yalancılık düzeyinde inkâr ediyorum yaşadıklarımı. Halbuki niyetim bu değil, gerçekten unutuyorum. O kişiyle bir yerde tanıştığımızı, şurada bir öğle yemeği yediğimi, o filmi izlediğimi... İnanır mısın, hiç hatırlamıyorum. Yürürken sanki yürümüyorum da hafif hafif uçuyorum. Hafızam pamuk ipliğine bağlı, bazı şeyleri güç bela tutuyorum. Yine de seni unutmuyorum, ama seni unutmuyorum Osman.
Yalnız ben bu unutma işinde biraz fazla ileri gitmişim, beynimi unutmak için o kadar acımasızca eğitmişim ki, artık lazım gelen şeyleri de hatırlayamıyorum. Geçmiş bulanık bir nehir gibi içimden akıp gitmiş... Altında kaldığım taşların ağırlığını biliyorum da mevzu tam olarak neydi bir türlü çıkaramıyorum Osman.