Kendini her yerde bulabilir ve her yerde tanıyabilirsin, ister Fransız ol, ister Alman, istersen Hotanto ol, yeter ki, kendi yüzüne bakacak cesaretin olsun.
İşte sen böylesin, küçük adam. Kepçelemeyi ve tüketmeyi, kaşıklamayı ve işkembeye indirmeyi çok iyi beceriyorsun, ama sen yaratamazsın. Ve bu yüzden, bulunduğun yerde sen neysen osun, yaşamın boyunca kuru büroda ya da hesap makinasının ya da çizim sehpasının başında ya da evliliğin deli gömleği içinde ya da okulda çocuklardan nefret eden bir öğretmen. Bir gelişmen yok, yeni bir düşünce olanağın yok, çünkü sen hep aldın ve hiç vermedin, sen yalnızca, bir başkasının tastamam hazırlayıp önüne koyduğunu kaşıkladın.
"Tutun, hırsızı tutun! O bir yabancı, o bir mülteci. Bense, bir Almanım, bir Amerikan, bir Danimarkalı, bir Norveçliyim!"
Ah, salyanı akıtma, küçük adam! Sen ebedi göçmen ve mültecisin ve böyle kalacaksın. Tamamen bir rastlantı sonucu bu dünyaya göçtün ve sessiz sedasız onu yine terk edeceksin.