Boşluk, kopukluk, umutsuzluk, çaresizlik, kendimizde veya hayatın kendisinde bir şeylerin yanlış olduğu inancı bebeklik döneminde yaşanan bir ayrılık sebebiyle ortaya çıkabilir.
Çocuklardan biri yeterince iyi olamama korkusuyla herkesi memnun etmeye çalışan biri olabilir veya sorun çıkararak insanlarla bağlantısını kaybedebilir.
Örneğin her zaman bu şekilde olmasa da ilk doğan erkek çocuğun babayla ilgili çözümsüz kalmış konuları devralma olasılığı yüksekken ilk doğan kız çocuğun anneyle ilgili çözülmemiş konuları kalıtsal olarak taşıması muhtemeldir.
Hatırlıyorum da beş altı yaşlarımda küçük bir çocukken annem evden ayrıldığında o kadar korkardım ki onun yatak odasına girer, eşarplarının ve geceliklerinin olduğu çekmeceyi açar yüzümü onlara gömerdim, böylece onun kokusunu alırdım. O duyguyu, annemi bir daha hiç göremeyip geriye kalanın sadece kokusu olacağı duygusunu çok canlı biçimde hatırlıyorum.