"sensiz de denizi seyredebiliyorum.
hem dalgaların dili seninkinden açık.
ne kadar hatırlatsan kendini boş.
sensiz de seni sevebiliyorum.
hep boş konuşurduk hatırlar mısın, bula bula,
karşılaştığımız zamanlarda.
sen, sevgiden şımaran çocuk,
ben şaşıran budala."
“ama şuan benimle konuştuğun gibi, herkesle konuşabiliyor olmalısın. insanlarla iletişiminin kötü olduğunu düşünmüyorum.”
“hiçte öyle değil işte. benimle konuşurken o hissi alamıyor musun? hani şu dikenli bir şey batarmış gibi bir his.”