Sokrates'in bundan iki bin yıl önce söylediği gibi 'hiç kimsenin bilerek kötülük yapmayacağı' ve 'kötü insanların kötü insanlar olmaktan çok hasta varlıklar oldukları' görüşleri daha iyi anlaşılabileceği, öte yandan kötü insanları ortadan kaldırmaktan çok kötülüğün kendisini ve şartlarını ortadan kaldirmanin daha işe yarar bir ahlaki öneri olduğu kabul edilebilir.
Bergsonun ve diğer sezgicilerin tasvir ettikleri anlamda bir sezgi ve bu sezgiye dayanan bir bilgi varsa, bu sezginin ve bilginin en büyük özelliği ifade edilemez ve başkasına iletilemez olması olacaktır. eğer o başkasına iletilebilirse o zaman da sezgi ya da sezgiye dayanan bilgi olmaktan cıkacaktır.
içinde dilin rol oynadığı bilgi göreli bilgidir. çünkü dil kavramlar aracılığıyla bilinmek istenen nesneyi dondurur, parçalar. onun verdiği bilgi bundan dolayı her zaman için simgesel(çünkü dile dayanan bilgide biz doğrudan nesnelere değil kavramlar aracılığı ile nesnelere yöneliriz ; kavramlar ise bilen zihinle bilinen nesne arasında aracılık yapan simgelerdir, nesnelerin kendileri değildir) parçasal ( çünkü kavramlar nesnenin kendisini bütünlüğünde değil, baktığımız bakış açısından tanimlaya yararlar), analitik (çünkü kavramlar bilginin nesnesini, her birini bir kavramın belirlediği parçalara ayrıştırırlar) , cansız (çünkü kavramlar içlerinde canlılık ve hareket içermeyen, dinamik olmayan varlıklardır) ve soyuttur.