Çoğu zaman bütünü tek bir âna göre yargılarız. Kişi kitapkurdu ve oldukça entelektüel olabilir ama önümde Instagram'larinda gezindiklerini görürsem onun yüzeysel olduğunu düşünebilirim. O yüzden birini ilk görüşte sevmenin ya da kader kavraminin romantize edilmiş özmantiksallastirma olduğuna inanıyorum. Tamamen zamanlamadan ibaret.
Özel göründüğüm ve karşımdakinin özel göründüğü bir an, bir tesadüf. Fakat bu güzel tesadüfler hayatımızdaki çoğu iliskinin sorumlusu. O yüzden bu konuda alaycı olmaya da gerek yok.
Her halükârda romantizm ile alaycılık arasinda gidip geliyorum genelde. Sıcak ve soğuk arasındaki engelleri geçerek hayatın ılık sıkıcılığını unutuyorum; en çok korktuğum da o ılık olma durumu. Sıcak ya da soğuk hissetmeye geri dönememek,oda sıcaklığında hissizleşmiş bir şekilde takılıp kalmak. O hâldeyken ölüden farkımız yok.
Sevmek ve sevilmek istiyorum. Kendi canımı yakmayacağım bir yol bulmak istiyorum. İşlerin kötüden çok daha iyi olduğunu söyleyebileceğim bir hayat istiyorum. Başarısız olmaya devam etmek ve yeni, daha iyi yollar kesfetmek istiyorum. İçimdeki duygu gelgitini, hayatın ritmi olarak görüp onun keyfini çıkarmak istiyorum. Devasa karanlığın içinde yürüyüp uzun süre altında durabileceğim bir parça gün ışığını bulabilen türden biri olmak istiyorum.
Bir gün olacağım da.