" insanlar ne kadar büyürlerse büyüsünler, ne kadar ihtiyar olurlarsa olsunlar yine bazı dakikalar vardır ki annelerine sokularak çocuk olmak isterler."
"İnsanların bazı hissiyatlarının coştuğu anları vardır ki, küçük bir anımsamayla başlar. Bu dakikada gözler birbirini sorguluyor gibi durur, güya "Ağlayalım mı?" sualiyle bakışır.
... Yalnız küçük bir dakika: o vakit gözler kapanır, güya şu elem mahşerinin üzerine düşmüş bulutlarla yüklü bir sema! Artık ağlama zamanı gelmiştir."
"Bu kadar yenilmişlikle, teslimiyetle seveceğine ihtimal vermemişti; zaten hissiyatını zapta çalışmıyor, kalbine "Kimi düşünüyorsun? Dikkat et, hata ediyorsun!" demek istemiyordu. Niçin desin?"
"Pis işler çevirenlere sorunuz; hepsinde kendi kendilerine icat edilip itina ile pekiştirilmiş sebeplere rastlarsınız. Hiç olmazsa manidar manidar güler, size: 'Anlatamam ki... Bilseniz beni mazur görürsünüz...' demek ister.