İnsanlar benim sıradan bir dünyalı gibi davranmamı istemiyorlar. Cennet bahçesinin elma muhabbetinden önceki saflığına sahip olmamı istiyorlar. Bebek İsa'nın saflığına.
“Hepimiz aynı televizyon programlarını izliyoruz. Radyoda aynı şeyleri duyuyoruz, birbirimize aynı şeyleri söylüyoruz. Hayatın hiçbir sürprizi kalmadı. Hep aynı şeyler olup duruyor. Tekrarlar. Hepimiz aynı televizyon programlarıyla büyüdük. Sanki hepimize aynı suni hafızadan takılmış. Çocukluğumuzla ilgili hiçbir şeyi hatırlamazken, komedi dizilerindeki ailelerin başına gelenlerin hepsini gayet iyi biliyoruz. Hepimizin belli başlı hedefleri aynı. Hepimizin korkuları aynı. Gelecek parlak değil. Çok yakında aynı anda aynı şeyleri düşünmeye başlayacağız. Mükemmel bir uyum içinde olacağız. Senkronize. Birleşmiş. Eşit. Kati. Karıncalar gibi. Böcekler gibi. Koyunlar gibi.
Her şey bir diğerinin türevi. Bir göndermeye yapılan bir göndermeye yapılan bir gönderme. İnsanlar sormaları gereken ‘varoluşun temeli nedir?’ sorusunu sormuyorlar da, ‘bu nereden
geliyor?’ diye soruyorlar."