Sevdiyim mövzulardan biridir. Oxumağa dəyər, təkrar mahiyyəti daşıdı mənim üçün. Bağırsaqlarımızın bədənimizdəki təsiri düşündüyümüzdən daha maraqlı, daha mürəkkəb və bir o qədər də önəmlidir.
Kimi depresyonlarda ise bağırsak o kadar da büyük bir rol
oynamaz. Mevcut yolun amacı, herkesin her gün yutabileceği bir “Süper-Bakteri” hapı üretmek olmamalıdır. İnsanların amacı da “her daim mutlu olmak” olmamalıdır - asıl amaç, insanların vücutlarının içerisinde varolan yaşamı çözebilmeleridir. Buna, yalnızca stresli bir durum veya depresyon esnasında dış dünyadan kaynaklanan etkenleri düşünmek değil; aynı zamanda iç dünyadan kaynaklanan etkenleri göz önünde bulundurmak da dahildir.
Dünya iyilerle ve kötülerle doludur, bakterilerimizin dünyası da böyledir. Kötülerin genellikle ortak bir noktaları vardır: Aslında her zaman en iyisini isterler... ama yalnızca kendileri için.
Beyne bizim hakkımızda, onun bile bilmediği şeyler anlatabilir.
Bağırsak bu bilgilerin tümünü toplamak adına yalnızca sinirlerden yardım almaz; aynı zamanda onları kocaman bir alan da toplar. Bu da onu vücudumuzun en büyük sensör organı yapar. Gözler, kulaklar, burun veya cilt, onun yanında hiçbir şeydir. Onlann bilgileri beyinde toplanır ve çevreye tepki verebilmek adına kullanılır. Onlar, hayatımız söz konusu olduğunda arabayı düzgün park etmemize yardımcı olan valeler niteliğindedirler. Buna karşın bağırsağımız koca bir matrikstir - o, iç dünyamızı düzenlemekten sorumludur ve alt bilinç görevi görür.