Osmanlı istanbul'unun toplumsal tarihi kitabı bolca bilgi içermektedir. Bundan dolayıdır ki okurken sıkça sıkıldığımı belirtmek isterim. Fakat genel itibariyle osmanlı istanbul'unun toplumsal yapısı ve idaresi hakkında bilgi sahibi olmak güzel.
Kitapta özellikle 16.yüzyıl sonlarından başlayarak halkın saray üzerindeki etkisi, padişahların debdebeli törenleri, istanbul'da korku ve ölümün zirvede yaşandığı, yangınların çokça çıktığı, yağma ve şiddet, yeniçeriler'in hadsiz ve siyasi davranışları anlatılmaktadır. Örneğin,
1582'de 3.Murad, oğlunun sünnet düğünü için yapılan masraflı şenlikler 60 gün 60 gece devam etti.
Sünnet ve doğum şenlikleri için havai fişek ve top atışları çokça yapılırdı. Top atışlarının şiddetli patlamasından dolayı kadınlarının düşük yapma korkusuyla bir çok padisah top atışlarını doğum bitene kadar yasaklamistir.
Yangınlarda yağmalar çokça yapıldığından yangın gündüz çıkarsa, ona da halk haklı olarak şükrediyordu, çünkü o zaman yeniçeri taifesi yağmaya kalkışamıyordu.
Hekimlik meslegi, her zaman güvenli değildi. 2.Selim 'in 6 yaşındaki oğlu ölünce, en ünlü üç hekimin her birine, çocuğun ölümünü engelleyemediler diye 300'er değnek vurulmuştu.
Hiçbir padişah yeniçerileri dikkate almadan şehri yönetemezdi. 1622'de Genç osman'in tahttan indirerek katlettiler. 1826'da 2.Mahmud yeniçeri ocağını kaldırmış ve bu olay Vaka-i Hayriye diye anılmıştır. Yeniçerilerin ortadan kaldırılması en çok kadınların faydasına oldu. Yeniçeriler kadınlar için sürekli bir tehditti. Muhtemelen bu olay sayesindedir ki, şehrin kamusal alanlarında kadınların varlığı hızla arttı.
Ahlaka aykırı davranışlarda da cezalar çok ağır olabiliyordu. 1596'da rezil davranışlarıyla nâm salmış bir yeniçeri, iyi bir aileden bir imamın güzel bakir oğlunu zorla alıkoyup, onunla açıkça
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Peçevi'ye göre, istanbul'da kahve, ilk olarak Halep'ten Hakem adında bir adam ile Şam'dan Şems adında birisinin 1554 yılında bir kahve dükkanı açmasıyla görüldü.
Abdullaziz Bey'e göre, 19.yüzyıl sonlarından öncesi şehir nüfusunun yüzde 80'i afyon kullanıyordu.
Risale- i Garibe'nin yazarının şiddetle kınadığı esrar kullanan bazı dervişler, 1725'te hükümet için bir endişe kaynağıydı; zira bunlar, bu uyuşturucunun etkisiyle halüsinasyonlar görüyor ve bu yüzden pek çok cahil müslüman bu dervişlerin dindar ve mübarek figürler oldukları inancına kapılıyordu.
Padişahları tahttan indiren, sadrazamların kellelerini uçuran, devlet adamlarını asan yeniçeriler ve sipahiler, siyasi ayaklanmaların baş aktörleriydi. Sir Thomas Roe, kraliyet donanma komutanına yazdığı bir mektupta şu yorumda bulunuyordu: Burada devlet yok, adalet yok; askerler hem kral, hem yargıç, hem cellat.