Hayatın anlamını sormak durmak yerine, kendimizi her gün ve her saat yaşam tarafından sınanan insanlar olarak düşünmemiz gerekir.
Hayat nihai olarak sorunlara yönelik doğru cevaplar bulmak ve her bireyin sürekli karşısına çıkardığı görevleri tamamlamaktır.
Bugün "azınlıkların diktatörlüğü"nden bahsedilmektedir; ama bu ancak artık çoğunluk kalmadığı için mümkün olmaktadır.
Sosyologlar alabildiğine "takım adalar"ı andıran toplumlarda olduğumuzu kaydetmektedir.
Üretim yapilmaliydi ama dagitilmamaliydi. Pratikte bunu yapmanın tek yolu sürekli savaş halinde olmaktı.
Savaşın temel amacı insanları yok etmek değil, insanların ürettiklerini yok etmektir.