Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Tebliğde de böyledir. "Anlattım anlattım, inandıramadım" diyerek üzülüyoruz. Hâlbuki "inandırmak" diye bir görevimiz yok ama "anlatmak" diye bir görevimiz var. Biz sadece anlatmakla sorumluyuz. Muhatabımız ister inanır ister inanmaz. Sonucu halk edecek olan Allah'tır.
Ne Hz. Meryem gibi iftiraya uğradık ne Hz. Musa gibi anamızın, babamızın elinden alındık ne Hz. İbrahim gibi ateşe atıldık... Bunların hiçbirini yaşamadık. Bunlarla kıyas kabil olmayan ufak tefek şeyler yaşadığımızda hemen isyan edip "ben bunu hak edecek ne yaptım? Böyle şeyler niçin hep benim başıma geliyor?" Demeye başlıyoruz. Kıssalarda anlatılan olayları masal dinler gibi dinlemeyip kendi hayatlarımızın içine almayı başarabilirsek bizi her durumda istikamette tutacak şekilde takviye ederler.