Babam lambanın ışığında okurdu
Kaleler kuşatırdık, bir mümin ölse ağlardık Fetihlerde bayram yapardık
İslam bir sevinçti kaplardı içimizi
Kediler mangalın altında uyurdu
Biz küllenmiş ekmekler yerdik razı
İnanmış adamların övüncüyle
Sabırla beklerdik geceleri
Şimdi hiçbirinden eser yok
Gitti o geceler o cenk kitapları
Dağıldı kalelerin önündeki askerler
Çocukluk güzün dökülen yapraklar gibi
Sezai Karakoç
Derman aradım derdime,
Derdim bana derman imiş,
Burhan aradım aslıma,
Aslım bana burhan imiş.
Sağ u solum gözler idim,
Dost yüzünü görsem diye,
Ben taşrada arar idim,
O can içinde can imiş.
Öyle sanırdım ayrıyem,
Dost gayridir ben gayriyem,
Benden görüp işiteni,
Bildim ki, ol cânân imiş.
Niyâzî-i Mısrî
beklemek tütünden beterdir
bıraktım
penceremin nûru ağaçları kestiler
diye kar, diye boşluk, diye ağladım
bu ıstırabın kulağına ezanı sen oku
dilsizse de geçmişin dillerini ben bağladım
affın büyüklüğünü geçince
acze sapan bir yol var
dünya safında durdukça, bildim
düştüğün yerde çiçek yok
sustuğun kadar yangın var
ummak tütünden beter
bırakırım
pencerem önü ahşap ölüm
diye soğuk, diye dua
tutmayan dualar düşer
o huzursuz boşluğa
bir çocuk susarsa
reddi âlemdir
kar serpiyor Allah
içimin sıkıntısına
Elif Elif Nuray
Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem;
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.
Biri ecdadıma saldırdımı, hatta boğarım! ...
-Boğamazsın ki!
-Hiç olmazsa yanımdan kovarım.
Üçbuçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam;
Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam.
Doğduğumdan beridir, aşığım istiklale;
Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale!
Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum?
Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum!
Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!
Adam aldırmada geç git! , diyemem aldırırım.
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!
Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu...
İrticâın şu sizin lehçede ma'nâsı bu mu?
Mehmet Âkif Ersoy