İlke

10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2021 20. kitabı
Batı’nın gözündeki Doğu imajının yıllar içindeki değişimini tarihsel arka planı da göz önünde bulundurarak inceleyen ve yazarların kullandığı dille ülkelerinin Doğu politikalarının nasıl örtüştüğünü gösteren ufuk açıcı bir kitap. Kitaba göre Batı, emperyalist düşüncesini kendi Doğu’sunu üreterek temellendirmiş. Doğu’yu tarafsız olarak incelemektense çıkarına uygun olarak nesneleştirmiş ve ötekileştirmiş. Parla, Türk mitinin dönüşümünü diğer Doğu mitlerinin dönüşümünün tipik örneği olarak gördüğünden incelemesini Osmanlı üzerine yazılan metinlere dayanarak yapmış. Titiz bir çalışmanın ürünü olduğu belli olan kitabı okumanızı tavsiye ederim.
Efendilik, Şarkiyatçılık ve KölelikJale Parla · İletişim Yayıncılık · 201574 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Romantiklerin yarattığı Doğu miti
Romantik mitkuruculuğun amacı ise bunun tam tersiydi; olağan, güncel ve açık olanı yadsımak, olağandışı, ilkel ve gizemli olanın peşinde koşmak; bunlar bulunduğu zaman bile orijinallik uğruna bunları bir kat daha yabancılaştırmak. İşte romantikler on sekizinci yüzyıl şarkiyatçılığını böyle bir uğraş içindeyken ele aldılar. Ve Doğu onların elinde olabildiğine yabancılaştırıldı, gizemlileştirildi, kişiselleştirildi. (…) Sonunda bütün bu Doğu'ları bir araya getirip romantiklerin yarattığı Doğu mitini şöyle tanımlayabiliriz: Ebedi ve değişmez bir Doğu vardır. Ve bu Doğu değişmezliğini bir ölçüde karşıtlıklarını çözümlememesine borçludur. Doğu her şeyden önce bir tezatlar ülkesidir. Orada en korkunç suçlarla en arı bir masumiyet, en affetmez tabularla en çıldırtıcı duyusallık ve yasak zevkler, efendilikle kölelik, kişiliklerde yoğun çelişkiler (çiftkişiliklilik) birlikte bulunur.
Sayfa 25·Kitabı okudu
Emperyalizm başlangıçta silah gücüyle gerçekleşmiş olsa da, ırkçılık gibi kolonyalizmin sürdürülmesi de ancak Doğu’yu nesneleştiren söylemlerle mümkün olabilirdi ve öyle de oldu. Kolonyalist söylemler, sömürge halklarını her zaman yok saydılar; sayamadıkları zamansa onları insan altı yaratıklar olarak gördüler. Sömürgeciliğin en geniş anlamıyla tabanını oluşturan süreç, yani “ötekileştirme” zayıf olanın önce “öteki” olarak tanımlanmasını öngörüyordu ki ezebilsin, horlanabilsin, rahat bir vicdanla sömürebilsin. Ötekileştirme kuvvetli olanın kendini “egemen özne” olarak yapılandırmasını (bunun için kaba kuvvetten şeytani retoriğe kadar her yol mübahtı), sonra da onu “nesne” durumuna indirgeyerek yönetmesini, kullanmasını, sömürmesini ve sürekli olarak onun “ötekiliğini” tarif edecek bir dil oluşturmasını gerektiriyordu. İşte işlerin karıştığı nokta da buydu. Çünkü dil, her zaman cazip, baştan çıkarıcı bir araçtır, dolayısıyla herhangi bir dille kurulan “öteki” yabancı olduğu kadar cazip, yadırgatıcı olduğu kadar gizemli ve baştan çıkarıcı da olabilir. Giderek bu dili kuran öznenin gizli arzu ve hayallerini de yansıtabilir.
Sayfa 11·Kitabı okudu

İlke

, 2022 okuma hedefini güncelledi.
2022 OKUMA HEDEFİ
15/30 kitap - %50 tamamlandı
15 kitap okudu
30 kitap
3.031 sayfa
5 inceleme
10 alıntı