Gençlikte ruhunun bütün güçleri geleceğe yöneliktir. Gelecek de geçmişin deneyimlerine değil, hayali bir mutluluk olasılığına dayanan umudun etkisi altında öyle çeşitli, canlı ve büyüleyici şekiller alır ki, gelecekteki mutluluk üzerine kurulan sadece anlaşılabilir ve paylaşılabilir hayaller bu yaşın gerçek mutluluğunu oluşturur.
Kendimizi neden başkalarından daha çok severiz? Kendimize başkalarından daha çok sevgiye değer gördüğümüzden. Eğer başkalarını kendimizden daha iyi görmüş olsaydık, o zaman onları kendimizden daha çok severdik. Oysa bu hiç mümkün değildir.
İnsan aklı yüreğinden bağımsız bir yaşam sürüyor, sık sık da duygularını aşağılayan, duyguları açısından anlaşılmaz ve acımasız düşünceler barındırıyor içinde.