Bir insan kendisini nasıl seçilebilir ve makul kılar? Kesinlikle ne politikalarıyla, ne de nesnel yaklaşımlarıyla. Hatta çok başarılı birisi bile televizyonda yeterli karizmayı sergileyemiyorsa seçilemeyecektir.
Schmidt'in kendi deneyimlerine göre, o kişilerin kim olduğu, belirli bir partinin ne olduğu, ne istediği ve neyin başarıldığı hiç önemli değildir. İşe yarayan, imaj, etki ve ''başarı puanı''dır.
Marks '' Ekonomi ve Felsefe Üzerine Elyazmaları''nda ''her insan'' diye yazmıştır ''bir başka şeyde yeni bir gereksinim yaratarak, onu yeni fedakarlıklar yapmaya zorlayan, onu yeni bir bağımlılık ilişkisine sokan ve onu yeni bir tür eğlenceye ve ekonomik yıkıntıya sokan bir tarzda speküslasyon yapar.''
Ne devlet, ne de birey sınırsız bir özgürlüğe ve güce sahiptir. Hem devletin hem de bireyin kendi kendini ''sınırlandırması'' ve ''ılımlı'' bir tavır sergilemesi gerekir. Spinoza, insanların, yararları zedelendiğinde, verdikleri sözü yerine getirmemelerinin doğal bir hak olduğunu belirterek, daha önce yapılmış bir sözleşme, taraflardan birine zarar vermeye başlamışsa, bu hakka dayanarak sözünden cayabilir, insanlar da genelde bu eğilimdedirler, der. O halde, doğal hakla çelişmeden bir toplum oluşturmanın yolunun bulunması gerekir.