İçimde çok büyük bir ağlamak var. Bir ağacın altında oturarak hem kendime, hem bütün insanlara hem börtü böceğe, kurda kuşa. Bin yıllık gözyaşıyla ağlamak istiyorum.
Bakmayın dilsiz ağızsız olduğumuza, bizim de konuşacağımız gün mutlaka gelecek. Bizim varlığımızın bir anlamı da sizin atacağınız adımların görülmesi içindir. Bunu hiç unutmayın, sizin bir sınavınız da biziz.
Söylenecek söz bittiğinde başlar âh. Yeryüzü kelimeleri acıyı ifadeye yeltenip de yersiz ve yetersiz kaldığında. Hesaplar artık bu dünyanın terazilerine sığmayıp bambaşka bir zamana ve mekâna havale edildiğinde. Mum tahtaya, can boğaza, bıçak kemiğe dayandığında.
Bu yüzden âh' ın hâli var kelamı yok, makamı var nakli yok.