Senin ne işin var orada? Herkesin işine karıştın, işin olmadığı halde. Ölmek bile kendilerine böyle bir görev verilenlerin işidir. Kendine oyunlar buldun: başkalarına katılıp katılmadığına aldırmadığın oyunlar. Herkesi yargıladın bu oyunlarda. Bu arada beni de yargıladın bana da haksızlık ettin.
Ben, sadece namuslu olmakla övünen kişiyi adamdan saymıyorum; toplumu iyiye, güzele götürmek için kendi gibi namuslu insanlarla birlikte bir çaba harcamışsa çevresindeki uygunsuz gidişe başkaldırmamışsa, o kişi namussuzdur benim için.
"Şu anda, sana güzel bir söz söyleyebilmek için on bin kitap okumuş olmak isterdim," dedi: Gene de az gelişmiş bir cümle söylemeden içim rahat etmeyecek: seni tanıdığıma çok sevinirim kendi çapımda."
Ölümcül düşüncelerini hafifletirdi bir insanın varlığı belki. Belki de anlatmaya çalıştın birilerine. Kim bilir? Anlatamadın; belki o insanın yüzüne bakar bakmaz anlatmanın yararsızlığını gördün.