Yazar batının toplum üzerindeki baskısını ele alıyor. Ve kitap iki hikaye barındırıyor. İlk hikaye Kurtuluş Savaşı'ndan sonra toplumun gidişatını, bocalayışını gören ve bu durumu kendince protesto ederek kendini evinin bahçesinde gül yetiştirmeye adayan bir adamın hikayesi. İkinci hikayede ise yazar kendini modernizme ve batının oyunlarına kaptırmış yeni nesli bir grup genç tarafından ele alıyor. Öyle ki bu gençler adeta kendilerini otellere hapsetmişler. Ve yaşamın zevkini kumar masalarında arıyorlar. Kitaptaki şu satırlar da her şeyi anlatıyor aslında;
"Giyimevlerinden berberine, kuaförüne, lokantasından bakkalına, manavına, kafeteryasından eğlence yerlerine kadar, ne istersen var. Tek eksiği güneş ışığı. Böyle bir hayat sürerken güneşi de unutuyorsunuz zaten, o tekrar size kendini hatırlatıncaya kadar..."