İşte insan denilen mahluk böyledir! Tanrı'nın varlığına inanmaz ve fakat burnu gıdıklanınca ömrünün sonu yaklaştığını sanır; meşhur bir şairin,ilham, sadelik ve ahengi ölmez bir örneği olan eserini okumaz fakat tabiatı çirkinleştiren, insanı tiksindiren bir kitabı, büyük bir düşkünlükle okur."İşte insan kalbinin esrarı ancak bu kadar bilinebilir!" diye bağırır.
Onu aklımdan çıkaramıyordum. Acı çekmek ne demekmiş asıl şimdi anlıyordum. Acı çekmek bayılana dek dayak yemek değildi. Ayaktaki cam kesiğine eczanede dikiş attırmak değildi. Asıl acı, kalbi baştan aşağı sancılara boğan, insana sırrını kimselere anlatmadan ölmeyi arzulatan bir şeydi.