Senem Demiray Başer

9/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 23:09
Aidiyet duygusu,Duygusal ihmal,Aile içi roller,Kayınvalide-gelin ilişkileri,sessiz iletişim,öğrenilmiş çaresizlik,kabul görme ihtiyacı hepsini sorguladığınız, zamansız bir eser. Beni en derinden yaralayansa Haldun'un annesine özlemi oldu. Nazan neden bu kadar sessizsin acaba diye her sayfada sorup durdum. Tüm karakterleri tek tek sorgulayacagımız, toplumsal gerçeklikleri insanın içine işleyen bir akıcılıklla ele alan oldukça başarılı bir eser. Toplumsal sorunları bireylerin yaşamları üzerinden gösterir Aslında bir aile hikâyesi gibi görünse de aslında insanın en temel ihtiyaçlarından biri olan ait olma ve kabul görme arayışını anlatır. Romanın en güçlü yanı, büyük toplumsal sorunları aile içinde küçük gibi görünen olaylar üzerinden anlatmasıyla aile kavramını sosyolojik açıdan tekrardan ele almak gerekir diyorsunuz. Özellikle "el kızı" kavramının yalnızca gelini tanımlayan bir ifade olmaması, bu kavram aynı zamanda toplumun bazı insanları nasıl dışarıda tuttuğunu gösteren bir sembole dönüşmüş. Nazan, evin içinde yaşasa da tam anlamıyla o eve ait değildir. Fiziksel olarak içeridedir ancak duygusal olarak hep dışarıda bırakılır. Bence tahlil gruplarında uzun uzadıya tahlilini yapabileceğiniz bir zamansız bir eser..
El KızıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 202615,2bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·440 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 23:33
Bazen kalıplaşmış cümlelerle ama bu kadar da olmaz ayıp ayıp diyeceğim bağımlılık boyutundaki Aşkın acı yüzünü okudum. Kadın olmanın ağırlığı altında ezilip ezilmeme ikileminde coğrafyanın mi yoksa cinsiyetin mi acımasızlığı bilinmezligiyle 3 kuşağın birbirine aktardığı kabusu anlattı Şehnaz. Şehnaz bu döngüyü kıracak mi diye beklerken hangisinin hikayesi daha acıydı bilemedim. Yada hangisinin hikayesinin sonuna hiç denecekti bilemedim. Karakterlerin yaşadığı acının bedenlerine sinsice bıraktığı izler kalbimin derinlerinde bir sızı olurken acaba hangi sokakta bir kadın gözyaşı döküyor ki diye düşünerek okudum.
Annemin Uyurgezer GeceleriAyfer Tunç · Can Yayınları · 20266,9bin okunma
9/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 04 Ocak 2026 14:30
Julie Lee’nin daha önce okumuş olduğum kardeşimin koruyucusu kitabını okurken neler hissettiysem bu kitabını da aynı duygular içinde okudum. Tünelde karanlıkta kalmak iken ve Kardeşimin Koruyucusu birini korumak üzerine kurgulanmış bir kitap. Julie Lee, Kore kökenli anlatı geleneğini merkeze alarak ve savaşın bıraktığı izleri ve bir coğrafyayı eserlerinde çocuk ve genç karakterler üzerinden derinlemesine aktarmayı başarmış. Ayrıca korku, sorumluluk ve vicdan kavramlarını derinlemesine işleyerek okuyucuyu ciddi bir sorgulamanın içinde bırakıyor. Savaşın çirkin yüzünün özellikle çocuk karakterler üzerinden anlatması zihninizde birçok soruyu arka arkaya sıralamanıza sebep oluyor. Tünelde, adından da anlaşılacağı gibi, karanlık ve sıkışmış bir mekân üzerinden ilerleyen bir anlatıya sahip. Ancak bu tünel yalnızca fiziksel bir alan değildir; belirsizlik, korku ve yalnızlık duygularının simgesidir. Ana karakterin bu dar alanda sıkışıp kaldığı anda, onunla birlikte beklemeye, düşünmeye ve dayanma gücünü sorgulamaya başladığım bir hikaye okudum. Hikâye, çocuklar ve gençler için korkunun nasıl yönetilebileceğine dair güçlü bir içsel yolculuk yaptırıyor insana. Kardeşimin Koruyucusunda ise karanlık bir mekândan ziyade ağır bir sorumluluğu merkeze almıştı. Bir çocuğun kardeşini koruma görevini üstlenmesiyle birlikte erken yaşta büyümesini okuyorsunuz. Koruyuculuk sadece fiziksel bir eylem değil; duyguları bastırmak, korkuyu saklamak ve “güçlü olmak zorunda kalmak” anlamına geliyor. Her iki kitapta acının okuyucuya aktarılış şekli aynı zaman zaman aynı kitapları okuduğum hissi olsa da bir savaş üzerinden yapılan bir anlatımda elbette savaşın bıraktığı somut izler yıkıntılar aynı olacak. Bence iki kitabıda okumak isabetli olcaktır çünkü yazar, çocuk karakterlerini asla pasif
TüneldeJulie Lee · Genç Timaş Yayınları · 2025376 okunma
9/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Ocak 2026 19:38
Renkli Karanlığım, çocuklara korku, belirsizlik ve iç dünyayla yüzleşmeyi yumuşak bir dille anlatan bir hikaye. Karanlık, korkutucu bir unsur olmaktan ziyade çocuğun hayal gücüyle şekillenen, renklenen ve anlam kazanan bir yol arkadaşına dönüşmüş. Yazar, karanlığı renklerle anlatırken aslında çocukların duygularını bastırmadan kabul etmelerini saglıyor. Korkuların yok edilmesi gereken şeyler değil; tanındığında ve anlaşıldığında dönüştürülebilen duygular olduğunu hissettiriuor. Bu yönüyle kitap, özellikle kaygı yaşayan çocuklar için güvenli ve destekleyici bir metin olarak kullanılabilir. Renkli Karanlığım, sade dili, güçlü metaforları ve duygusal derinliğiyle hem çocukların iç dünyasına dokunan hem de yetişkinlere çocukların duygularını anlama fırsatı veren oldukça başarılı bir hikaye.
Renkli KaranlığımSerhan Kansu · Elma Yayınevi · 202413 okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2026 1. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 02 Ocak 2026 00:09
Bulgar edebiyatına dair okuduğum ilk eser beni her kelimesiyle düşündürdü. Sade anlatımı ile etkileyici bir çalışma. Bazen komik diye anlatılan anıları anlamakta zorlandığımı itiraf etmeliyim. Bahçıvan ve Ölüm, insanın en temel gerçeği olan ölüm ile kurduğu ilişkiyi o kadar sade anlatmış ki bazen duygularınızı kontrol etmekte zorlanabiliyorsunuz. Ölümü korkutucu bir son olmaktan ziyade, hayatın doğal ve kaçınılmaz bir parçası olarak resmetmiş. Bahçıvan figürü; yaşamı büyüten, sabırla emek veren, doğanın döngüsünü bilen insanı temsil ederken, ölüm ise bu döngünün sessiz ama kaçınılmaz tamamlayıcısı. İki karakter arasındaki ilişki bir çatışmadan çok, kabulleniş ve bilgelik üzerine kuruludur. Kitapta ölümle yüzleşmeye değil; ölümle barışmaya vurgu yapılmış. Dil son derece yalın olmasına rağmen, metnin alt metinlerinde yoğun bir felsefi derinlik vardı. Kitabı okurken “yaşamak nedir?”, “emek ne zaman anlam kazanır?”, “son, gerçekten bir son mudur?” gibi sorularla sık sık kendimi sorguladıgım bir okuma oldu. Bahçıvan ve Ölüm, aslında yavaş okunmasi gereken ve üzerinde düşünülmesi gereken bir kitaptır. Hayat–ölüm dengesine dair farkındalık kazanmak isteyen, sade ama derin metinlerden hoşlanan okurlar için etkileyici bir tercih. Ölümü anlatırken yaşamı; sonu anlatırken anlamı düşündüren, sessiz ama güçlü bir metin.
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,2bin okunma