“Süleyman Han deden, oğlu Mustafa’yı devlet meselesi için boğdurdu diyelim, peki arkasından cellat gönderip torununu niye öldürttü? Kocasını yitirmiş acılı ananın elinden yavrusunu hile ile alıp da yağlı kementle boğdurtmaya utanmadı mı? O masum yavrunun ne günahı vardı? Osmanlı sülalesi en büyük kötülüğü kendi kendine yapmadı mı? “
“Ve ey benim Sultanım, demek istiyorum, senin hanedanının hem kendisine hem başkalarına yaptığı zulüm şimdi mi aklına geliyor? İnsanları tavuk gibi boğazlattığın zaman yaklaştırmadığın düşünceler şimdi mi hücum etti aklına? “
“ İktidar uğruna öz oğlunu sapık yapan, öteki oğlunu tahttan indirip hapse attırarak feci sonunu hazırlayan, torununu öldürmek üzere tuzaklar kuran Venediklinin,yeniçeriler elinde çırpına çırpına can verişi İstanbul halkında kuşaktan kuşağa, bir ibret öyküsü olarak anlatılacak ve delik deşik tahta evlerde oturan yoksulların her zaman söylediği, “Kefenin cebi yok. Öteki dünyaya hiçbir şey götüremezsin“ yorumlarının tekrarlanmasına yol açacaktı.“