Bir kadını baştan çıkarmış olma, kabul edilmiş olmanın doyumunu sağlar (reddeden anneye karşı zafer). İlişkiyi sürdürme, beraberliğin içinde yok olma anlamına gelir (bunaltıcı anneden kaçma). Baştan çıkarma süreci ise kadınlara özgü edilgin yöntemlerle gerçekleştirilir (baştan çıkarıcı anneyle özdeşleşmiş olma). Cinsel davranışlar ise bazen kendi doyumunu ikinci plana bırakarak kadına en üst düzeyde doyum sağlamaya yöneliktir (kusursuz davranış bekleyen anneye kendini kabul ettirme). Kimi ise kadının gerçeklerini hiç göz önünde bulundurmadan yalnızca kendi narsisist isteklerine doyum sağlamaya çalışır (anne dölyatağına yeniden girebilmenin sağladığı güvenlik duygusu) ki böyle durumlarda önemli olan ilişki değil boşalmadır.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Gerçekten de bazı kadınlar özellikle evli erkeklerle ilişki kurma eğilimindedirler. Durumun bir rastlantı olduğunu savunurlarsa da bu aslında bir seçimdir. Ancak bu seçim bazı bilinçaltı mekanizmaların ürünü olduğundan bilinçli düzeydeki savunmalarına kendileri de inanırlar. Bu, çocukluk yıllarında oluşan ve babayı annenin elinden alarak ona karşı zafer kazanma tutkusu biçiminde yerleşen bir nevrozun yetişkin yaşamdaki görüntüsüdür.
Kendi benlik sınırlarını çizememiş birisi ile olgunlaşmış bir insan arasında bir ilişki kurulamaz, hatta başlayamaz. Birbirlerinin varlığını fark etmezler bile!
Bireyin diğer insanlardan ayrı ve tek başına kalması kadar, doğal çevresinden almaya alışageldiği fiziksel uyaranlardan yoksun kalması da davranış bozukluklarına neden olabilir. Kutuplarda araştırma yapan bilim adamlarının, batan gemilerin günlerce denizde kalan tayfalarının ve savaş tutsaklarının duygularında, algılarında ve düşüncelerinde türlü değişmeler gözlemlenmiştir.