"Lütfen normal ol artık." Kitap boyunca 'normallik' çizgimi nereye çizmem gerektiği hakkında bol bol düşündüm. Ancak hala tam cevabımı bulabilmiş değilim. Yakın zamanda bulabileceğimi de sanmıyorum. Genel pencereden bakınca normallik olgusunun öznel bir kavram olmasını beklemeyiz. "Kurala uygun, alışılagelen, olağan, düzgülü, aşırılığı olmayan, uygun." Bireysel bazda baktığımızda ise işler biraz sarpa sarıyor. Herkesin normali farklıdır. Herkes kendine normaldir. Seninle aynı normale sahip insanları bulur, beraber normal olursunuz. Anormal olarak tanımladıklarımız ise kendi normallerine uygun insanlar bulup birlikte normal olurlar. Elimizde iki grup normal varken hangisinin daha normal olduğuna karar vermek de haddimizde olan bir şey doğrusu. İşte Kasiyer kitabında da Sayaka Murata bu haddin varlığını, sınırlarını ve sonuçlarını sorguluyor. Ana karakterimiz Furukura Keiko normallikle sorunlar yaşayan, otizm spektrumuna bozukluğuna sahip birisi (Yazar bunu açık bir şekilde belirtmemiş ama kurgunun gidişatından rahat bir şekilde anlayabiliyoruz.). Kitapta Keiko'nun kendi normaline ulaşmakta yaşadığı zorlukları ve bu zorluklarla başa çıkmak için ne tür yollar verdiğini okuyoruz. Keiko'yu tanımak, olaylar karşısında nasıl tepki verdiğini görmek benim için çok keyifliydi. Keiko'nun dünyasına dahil olmaktan çok mutluydum. Bu neden kitabı genel olarak beğendim. Ancak gözüme çarpan ve beni rahatsız eden birkaç noktası vardı. İlk olarak kitapta verilmek istenen birçok mesaj vardı. Bir noktadan sonra bu mesajların sayısı arttı ve bu yazarın bu konulara duruşu hakkında kafamın karışmasına sebep oldu. Artık yazar neden şikayetçi, neyi destekliyor, anlayamaz oldum. Kitap aynı anda çok fazla şey yapmaya çalışıyordu. Hangisi hakkında düşüneyim, neye karar vereyim bilemedim. Başka bir