‘’Şiir ve felsefe konuştuğunda, konuştuklarını unutmazlar, dili hatırlarlar. Eğer dili hatırlarsak, eğer konuşabildiğimizi unutmazsak, o zaman daha özgür oluruz, artık şeylere ve kaidelere bağlı değilizdir. Dil bir araç değildir, bizim yüzümüz, içinde bulunduğumuz açıklıktır.’’
Genel olarak insanlar hep mutsuzluklarının toplamını yapıp dururlar nevrozun ya da depresyonun başladığı nokta tam da budur; dırdırcılar gibi mutsuzluklarımızı sayar dururuz: Lanet olsun, şudur budur. Spinoza tersini önerir. Kederlerinizi toplayıp durmak yerine, sizi gerçekten ilgilendirdiğini hissetmeniz koşuluyla yerel bir sevinçten başlayın.
Sessizliğe dönelim ve sevdiğim bir müziği koyalım; her şey değişir. Sevdiğim müzik ne demektir? Benim ilişkilerimle birleşebilen ses ilişkileri demektir. Ve düşünün ki tam da o anda pikabım bozuluyor. Bir eleştiri mi var? ( Deleuze’ün kahkahaları)