Adı:
Hayvan Çiftliği
Baskı tarihi:
Ocak 2021
Sayfa sayısı:
151
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750530296
Orijinal adı:
Animal Farm: A Fairy Story
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınları
Bir grup çiftlik hayvanı insanlara karşı ayaklanıp hayvanların eşit, özgür ve mutlu olduğu bir topluluk kurmaya girişir. Ancak bu eşitlikçi ütopya çok geçmeden hayvanlar arasında baş gösteren rekabet ve iktidar arzusuyla zedelenir. Kısa sürede eskisini aratan bir diktatörlüğün kurulduğu Hayvan Çiftliği’nde hayvanların artık Napolyon adında bir önderi vardır. Bazı hayvanlar çalışırken bazıları da öbürlerini uyutan yalanlar söylemektedir. George Orwell’in 20. yüzyılın toplumsal rejimlerine ve iktidar hırsına güçlü eleştiriler yönelttiği Hayvan Çiftliği, politik hiciv türünün başyapıtlarından. Hayvan Çiftliği, 20. yüzyılın siyasal ve toplumsal ütopyalarının yarattığı hayal kırıklığına yönelik çarpıcı bir eleştiri.

“Hayvan Çiftliği’nde George Orwell yaratıcı bir yazar olduğu gibi dönemin toplumsal ve siyasal karmaşasına da hâkim bir polemikçi olduğunu göstermiştir.” -Raymond Williams

“George Orwell, Jonathan Swift’ten sonra taşlama türünün en başarılı örneklerini vermiştir. Northrop Frye
152 syf.
·10/10 puan
George 0rwell'in 1945 tarihli yayımlandığı 1950 gibide şöhrete kavuştuğu eseridir. Fabl tarzındaki bu mükemmel siyasi hiciv romanı Stalin'i ve kapitalizmi eleştirmektedir. Yani aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık romanıdır.

Kitapta geçen 7 kutsal kuralın zamanla değiştirilmesi, makam mevki eline geçirenlerin gücünün zehirlemesiyle kutsallara bile dokunabileceğini gösterir.

Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
152 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10 puan
YouTube kitap kanalımda Hayvan Çiftliği kitabının da içinde bulunduğu kitaplık turu videomu izleyebilirsiniz: https://youtu.be/a3ctaLux8B4

"Animal
You're an animal
Don't take anything less" Muse

70 yıllık bir fener.

Çok çabuk unuttuk ülkede olanları. Unutmak ve kanıksamak en sevdiğimiz şeyler oldu. "X kişi ne yapsa her zaman haklıdır." kafasından çıkmadığımız sürece bize her yer Hayvan Çiftliği'ydi.

İktidarın açıklamalarının sorgulanmaksızın kabul edilmesini sağlayan ve sürekli hırlayan köpeklerimiz kömür, köprüler, yollar, makarna ve din sömürüsü oldu.

Anlamasak bile kabullendik, çünkü anlamak ve sorgulamak için enerji sarf etmektense kabullenip Hülooğ demek, bize dayatılan şeyleri harfiyen kabul etmek daha kolaydı. Dönüşüm'deki böcek olduk en sonunda ve dönüştüğümüz rolü hiiiiç sorgulamadan başarılı bir şekilde oynadık.

Hayvan Çiftliği toplantıları gibi söylenen her şeyin bir gün mutlaka tamamen değişeceğini bile bile hep birilerinin mitinglerine gittik, vaatlerini dinledik, geleceğe dair ütopik hayaller kurduk bir distopyanın içinde olduğumuzu bile bile. Ama olmadı. Olumsuz olayların suçunu hep üstüne atabileceğimiz Snowball'larımız oldu. Rus uçağı düştü suç Snowball'undu. Çiftliğimize darbe yapıldı suç Snowball'undu. Yolda ayağımız takılıp düştü, nefesimiz sıkıştı, kahvemiz kalmadı ama suç hep Snowball'undu.

Cebren ve hile ile aziz Hayvan Çiftliği'nin, bütün domuzları zaptedilmiş, bütün ahırlarına girilmiş, bütün sürüleri dağıtılmış olduktan ve çiftliğin her köşesi bilfiil işgal edildikten sonra ne anlamı kaldı ki somut ayaklanmaların? Manevi ayaklanmalarımız olmadığı sürece, ilk ve daimi liderimiz Koca Reis'in yaptıklarını, her konuda eşitliği getirdiğini hatırlamadığımız sürece ne anlamı kalır her gün televizyonlar karşısında geviş getirmemizin?

Daha az rakam, daha çok yemek istedi halk. Fakat onlar her zaman daha çok rakam ve daha az yemekle dönüş yaptı. Hiçbir zaman karın doyurmayacak olan anlaşılmaz laf kalabalığı rakamlardan bahsedildi fakat çiftlikte iş saatlerinin artırılmasının rakamlarından kimse bahsetmedi. İşsizlik rakamlarının artmasından kimse bahsetmedi, çiftliğini koruma uğruna ölen hayvanlar hep unutuldu, bütün hayvanlar başından beri eşitti ama bazı hayvanlar öbürlerinden daha eşit oldu çünkü onlar çiftliğe yapılan maddi, manevi darbelere karşı hiç savaşmayıp ahırlarında öylece izleyenlerdendi.

Başka çiftliklerle yeri geldi dost olduk, yeri geldi düşman olduk. Çiftliğimize her gün yeni yeni yollar yapıldığı söylenirken yolsuz yolsuz kimlerle dost veya düşman oluyorduk? Adalet terazisinin bir tarafında birileri her gün ağırlığını basıyorken biz evdeki koltuklarımıza ağırlığımızı basmayı kendimiz için yeterli mi bulduk?

Acaba Orwell'dan sadece 1 yıl önce doğmuş olan ve Orwell'la aynı yıllarda yaşamış olan Nazım Hikmet, bu kitabın yazıldığının üzerinden bir kaç yıl geçtikten sonra 1947 yılında dile getirdiği Dünyanın En Tuhaf Mahluku'ndaki şiirinin şu dizeleriyle
"ve bu dünyada, bu zulüm
senin sayende.
ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer
ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak
kabahat senin,
— demeğe de dilim varmıyor ama —
kabahatın çoğu senin, canım kardeşim!"
birlikte Hayvan Çiftliği'ndeki hayvanlara bir selam mı çakıyordu?

E kabahatin çoğu senin çiftliğimdeki bütün Clover'lar, bütün Boxer'lar, bütün Benjamin'ler, bütün Muriel'ler. Çünkü biz artık her şeyi kadere bağladık. Kendi başarısızlıklarımızı ve herhangi bir şey için çaba göstermeyişlerimizi öylece kabullendik ve dününü bile unutan hayvanlara dönüştük.

Çok gizli toplantılar yapıldı, her yer Snowball her yer ihanet her yer paralel dendi. Devran aynı manzara farklı oldu ve bu sefer tezgah altı değil göstere göstere yapıldı her şey. Paranın kıble olduğu yerde 40 tahıl da 40 yem de 40 rekat da nafileydi. Bütün olanların farkındaydın ama sen yine de reddettin, 40 domuz, 40 katır ya da 40 satır yaşasın adalet dedin. Ama zaten hep Boxer gibi suçlular alındı içeri sebep gösterilmeksizin. Çapulcu oldu bütün çiftlikteki hayvanların yeni adı.

Ama ne yapsalar boş, göklerden gelen bir karar vardı ki Napoleon gibiler elini kolunu sallaya sallaya ülkeyi talan etti. Neyse ki nutku tutulmayanlar vardı azınlıkta da olsa.

Her şeyin farkındalığında olan fakat sessizliğini şimdilik içlerindeki o sevgide korumaya çalışanlardı onlar.
  • Dönüşüm
    8.1/10 (31,4bin Oy)30bin beğeni128,5bin okunma25,8bin alıntı2,4milyon gösterim
  • Simyacı
    8.6/10 (32bin Oy)33,4bin beğeni120,9bin okunma107,8bin alıntı383,9bin gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.1/10 (34,9bin Oy)39,1bin beğeni128,4bin okunma91,3bin alıntı626bin gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (35,6bin Oy)40,3bin beğeni139,3bin okunma82,3bin alıntı1,9milyon gösterim
  • Kürk Mantolu Madonna
    9.0/10 (55bin Oy)63,4bin beğeni187,9bin okunma161,8bin alıntı663,1bin gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.1/10 (28,6bin Oy)32,4bin beğeni103bin okunma54,1bin alıntı355,4bin gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.7/10 (23,8bin Oy)23,6bin beğeni90,8bin okunma28,7bin alıntı353,7bin gösterim
  • Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
    8.4/10 (31bin Oy)29,9bin beğeni118,3bin okunma70,5bin alıntı539,1bin gösterim
  • Kuyucaklı Yusuf
    8.5/10 (23,9bin Oy)25,1bin beğeni98,5bin okunma63,9bin alıntı504,7bin gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.2/10 (24,6bin Oy)29,3bin beğeni89,1bin okunma131,8bin alıntı945,2bin gösterim
152 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10 puan
Öncelikle şunu söyleyeyim, kitap bir çırpıda okunabilen bir kitap. Sizler için üşenmedim tek tek boş olan sayfaları ve sadece resimlerin olduğu sayfaları saydım: toplamda -yanlışım yoksa- 46 sayfası zaten boş. Geriye okunacak 106 sayfa kalıyor. Ee bi zahmet o kadarcık sayfayı da okuyuverin (:

Kitabı okuyup da beğenmeyen pek azdır diye sanıyorum. Ancak okuyanların büyük bir çoğunluğunun aklında kalan tek veya en belirgin ifade: "BÜTÜN HAYVANLAR EŞİTTİR. AMA BAZI HAYVANLAR ÖBÜRLERİNDEN DAHA EŞİTTİR." kalıbı sanırım. Tamamen bu cümleye odaklanmanın yetersiz olduğunu düşünüyorum.

Bir yandan bu kadar çok göz önünde olan, bu kadar bilinen ve sevilen bir kitabı neden daha önce okumadım diye kendime kızıyorum. Bir yandan da farkettim ki bu sıralar, okuduğum kitaplarda hep günümüze ışık tutan detaylar görüyorum. Ya ben çok hayalciyim ya da bizim kuşağın şahit olduğu birçok olay "tarih tekerrürden ibarettir" sözünü tasdikler nitelikte...

Tabii ki bu kitap yalnızca bizim dönemimiz için ders alınacak bir kitap değil; tarihi olayları farklı bir açıdan değerlendirmemize veya tarihsel bazı olayları tekrar sorgulamamıza kapı aralayan bir başyapıt niteliği de taşıyor.

Kitabı okumuş veya okumamış herkesin, bu kitabı daha iyi anlaması için farklı kaynaklardan 1905 Rus Devrimini, 1917 Ekim Devrimini öte yandan Stalin ve Troçki arasında ki çekişmeyi detaylıca incelemelerinde yarar buluyorum. Zira özellikle Ekim Devrimi ve Stalin-Troçki çekişmesi kitabın özünü oluşturmaktadır. Kitapta tasvir edilen karakterlerin gerçekte kimleri temsil ettiğini anlamak açısından da bu araştırmaları yapmak faydalı olacaktır.

Kitabın genel konusunu, "insanlarca ütopik bulunan bir hayale tam ulaşılabilecekken, güç zehirlenmesi yaşayan Stalin'in bu ütopik dünyayı distopik bir cehenneme çevirmesi..." şeklinde özetlersem pek de yanlış olmaz sanırım.

Dikkatimi çeken nokta ise kurgunun hayvanlar üzerine kurulmuş olması. Burada da yazarın bir göndermesi olduğunu düşünüyorum. Özellikle de gücü elinde bulunduran hayvanların, tür olarak domuz olması bence yazarın taş üstüne taş atma maksadıyla tercih ettiği bir durum. Ve çiftlikte ki hayvanları da gözden kaçırmayın derim, özellikle de koyunları...

Bir başka dikkatimi çeken husus da yazarın kendisi ve eseri arasında ki alaka üzerine... Bilindiği üzere George Orwell (Gerçek adıyla Eric Arthur Blair), kendisini sosyalist olarak tanımlayan bir yazar. Kitap incelemelerinde ve kitap üzerine yaptığım sohbetlerde dikkatimi çeken gariplik ise kitabın sanki sosyalizme karşı yapılan bir taşlamaymış gibi anlaşılması... Bana kalırsa ben sosyalistim diyen birinin sosyalizmi böyle dehşet verici bir şekilde taşlaması zaten mantıksız. Ki zaten kitabın doğrudan doğruya Stalin'i hedef aldığı da aşikar.
(Bazıları da komünizme yönelik bir taşlama olduğunu iddia ediyor.)

Öte yandan takdir edilesi bir başka nokta da, -biraz araştırdıysanız- kendisini "ben sosyalistim" diye tanımlayan birinin, hayatı boyunca kendi ideolojileriyle her daim örtüşmese bile haklının, doğrunun peşinden koşuyor olması ve bu kitabında da Stalin'in hakkını gözetiyor olması.
Kitabı yazdıktan sonra, Çapski adlı bir arkadaşının II. Dünya Savaşı sırasında Stalin'in göstermiş olduğu cesarete vurgu yapması üzerine, kitapta çok ufak bir kelime düzeltmesinde bulunuyor yazarımız. Çiftliğe insanlar tarafından saldırı yapıldığı anı konu alan kısımda "...bütün hayvanlar kendilerini karınüstü yere atıp yüzlerini kapattılar." şeklinde geçen ifadeyi, George Orwell, sırf Stalin'in cesareti konusunda ona haksızlık etmemek adına: "Napoléon dışında bütün hayvanlar kendilerini karınüstü yere atıp yüzlerini kapattılar" şeklinde düzeltiyor. Bu bile onun hak ve haklı konusunda ne kadar hassas bir kişiliğe sahip olduğunun bir göstergesi...

Velhasıl kelam, yazarına ayrı eserine apayrı saygı duyduğum bir incelemeydi. Biraz uzun oldu lakin buna değdiğini düşünüyorum. Herkese iyi okumalar! (:
152 syf.
George Orwell ' in daha önce 1984 kitabını okumuş ve çok beğenmiştim. Kısa bir süre önce bu kitabı tekrar okuyunca Hayvan Çiftliği ' ni de okumam gerektiği kanaatine vardım. Bu iki kitap bana göre gelmiş geçmiş en iyi kitaplar arasındadır.

Bir çiftlikte yaşayan hayvanlar, kendilerine zulmeden, emeklerini sömüren çiftlik sahibini domuzların planıyla devirip, yönetimi ele geçirirler. Amaç; eşit ve daha iyi koşullarda yaşayabilmektir. Başta her şey iyi gider. Her hayvan gücünün yettiği kadar çalışır, güçsüz ve zayıflar korunur. Zamanla domuzlar yeni yasalar koyar ve üstünlüğü ele geçirirler. Sözde bunları onların iyilikleri için yaptıklarını söylerler. Eşit bir hayat için başkaldırmış olan hayvanlar için bir şey değişmez. Domuzlar yönetici, diğer hayvanlar yine işçi muamelesi görür.

Hayvan Çiftliği sosyalizme, Stalin Dönemi' ne ve çarlık devrimine yapılmış bir eleştiridir. Ama aynı zamanda bugünü ve bugünün sistemini de tahmin edip eleştirmiş gibi. Orwell yine öngörüsünü konuşturmuş. Diktatör yönetimi, kokuşmuş düzeni, eşitsizliği, adaletsizliği,ayrımcılığı,sömürüyü net bir şekilde görüyorsunuz kitapta. Yazar öyle başarılı betimlemeler yapmışki kendiniz yaşıyor ve kahramanların hayvanlar olduğunu unutuyorsunuz. Tıpkı günümüzdeki gibi kitapta da körü körüne mutlak bir inançla, sorgusuz sualsiz biat eden koyunlar okuyucuyu çıldırtıyor. Domuzların adaletsizliği, emek hırsızlığıysa iki kat çıldırtıyor.

Kitabın dili ağır değil ve oldukça akıcı. Vakit bulup okuyabilirseniz 2-3 günde rahatlıkla bitirebilirsiniz. Kitabı Can Yayınları' ndan okudum ve çeviri çok başarılı. Çeviriyi yapan Celal Üster' in yine kitap hakkındaki düşüncelerini yazdığı uzunca bir yazı var. Kitabı daha iyi anlamak adına okumanızı tavsiye ederim. Velhasılıkelam çok güzel bir kitap, kesinlikle okuyun...
152 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10 puan·Ne Okusam'dan
Hayvan Çiftliği

1.BÖLÜM(Kitap)

Kitabımız bir ütopyodan distopyaya evrilen hikaye, Stalin rejimine karşı bir taşlama olarak anlatılsa da çağının ve zamanın ötesinde bir anlatıma sahip...

Bu kitaba, bu zamanlarda sadece komünizm ve sosyalizm eleştirisi bakmak doğru olmaz.
Kitabımız sosyalist bir düzenin dış dünyanın etkileri ve baskılarıyla anlatılmış, hayvanlar üzerine...

Kitabımız fabl tarzında bir roman bir hiciv romanı.Diliyse olağanüstü bir derecede basit ve akıcı.Kitaptaki betimlemeler Orwell'in kaleminden ustalıkla yazılmış.Masal tadında bir anlatıma sahip ama sanmayın ki  masal ve fabl kitabı, ağır eleştirilerde bulunan, sizi olduğunuz çağın düzeninden kabusla kaldıracak, güzel ve anlamlı mesajlar bulunuyor.

Benim kitapta en sevdiğim söz ve belkide kitabı oluşturan, üzerinde en çok durulan ve çokça karşınıza çıkacak olan cümle:

"BÜTÜN HAYVANLAR EŞİTTİR AMA BAZI HAYVANLAR DİĞERLERİNDEN DAHA EŞİTTİR."

Tabi ki kitabı önemli kılan bir diğer özelliği, edebiyatın yergi türündeki yazılmış kitaplar arasında bir başyapıt olması, bir efsane olması.

Büyükler için bir masal belki...
Ama küçükler için gelecek büyük nesiller için,düzeni öğretecek, farkındalık yaratacak, ve en önemlisi de size sorgulamayı öğretecek.Arkadaşlar bazen bizi sorgulayanı da sorgulamalıyız.Bunu kendinize mecburluk olarak değil hak bilin...

Kitabın bir başka eleştirisiyse gerçi birçok kavramı eleştiriyor ama ben bunu yazayım.
1940'lardaki tarihsel gerçeği,reel sosyalizmin eleştirisi bu kitap.

Reel Sosyalizmse(Alıntı)

Sosyalist doktrinin(öğreti) hayata geçirilmiş halidir.Bu terim Brejnev döneminde Doğu Bloku ülkeleri ve Sovyetler Birliği'nde yaygınlaştırılarak bir ideolojik slogan haline getirildi.Bundan önceki dönemde iktidardaki komünist partiler tarafından uygulanan Sovyet tipi Ekonomik modelini anlatmak için kullanılan bir terimdir.
Kısacası arkadaş varolan yani gerçek sosyalizmdir.

Türkiye sanırım hem kapitalist hem de sosyalist bir devlet.
George Orwelle göre bu kitabıyla 1984 adlı kitabının arasındaki bağ şu: "Önemli olan yaşamak değil, başarmak hiç değildir.Önemli olan insan kalmaktır."
Yükselince insanlığınızı kaybetmeyin ya da unutmayın...

2.BÖLÜM(Kitap içeriği,SPOİLER)

Birazda kitabın içinden bahsedelim acaba neler geçiyor.

Kitapta bahsi geçen hayvanlar, kesilmekten, sahipleri tarafından işkence görmekten, zulüm görmekten ve kendi ürünlerini vermekten bıkarlar.

Devrimi göze alırlar ve sahiplerine karşı ayaklanırlar.Bu ayaklanma, çiftlikte sanırım en yaşlı hayvan olan domuz, yani bana göre temsil ettiği kişi olan Karl Max'tır.Şu cümleden çıkarabiliriz yaşlı domuzun Karl Max olduğunu
"Evet yoldaşlar, yaşadığımız hayat nasıl bir hayattır."

Yaşlı domuz sayesinde ayaklanma girişimleri başlar.Hayvanlar yönetimi ele geçirir.Yönetimin başını da "Domuzlar" alır.Sebebiyse kitapta diğer hayvanlardan daha akıllı olması ama bu gerçek hayatta tartışılır.

Domuzlar kurduğu düzenin sağlam olması için 7 önemli kural koyarlar.Başa geçmiş olan domuz değiştiğinde bu 7 önemli kural gittikçe değişir,mesela önceki kural hayvanlar giysi giyemezdi sonradan giyilebilir oldu.

Başa geçen domuzsa çok acımasız ve zalim olur.Bu domuz Napoleon'dur, yani düpedüz Stalin'i temsil ediyor.

Çiftlikte Napoleon'a suikast düzenleyen, ihanet eden ya da kendi koyduğu kurallara uymayanları katlediyordu.Bir kez daha bunun 1940'lardaki Jones Stalin olduğunu gösteriyor.
Napoleon kendi kurduğu diktatörlüğü sonunda  kendisi yok ediyor.

Kitapta en sevdiğim karakterse Boxer.Dev cüssesiyle çiftlikteki en ağır işleri yapan ve herşeye katlanan biri, kendisini yönetenlere karşı sadık, işine hırslı,azimli ve en önemlisi de sabırlı bir karakter,Böyleleri bu dünyada sanırım çok az...

3.BÖLÜM(Kitap tasarımı)

Kitabın taslağıysa en sevdiğim tasarım.Adeta Orwell kitabın içindeki ruhu dışarıya yansıtmıs.Şöyleki kitapta kızgın mı öfkeli mi belli olmayan bir domuz ve alt bölümde de bir çiftlik var.Kitabın içiyle ilişkili yapmış.

Kapağa baktığımızda pembe ve kara çizgiler var yani pembe çizgilere şu anlamı yükleyebiliriz.Pembelere toz pembeyi güllük gülistanlığı çağrıştırıyor.Siyahlarsa karanlığı...
Kitapta da zaten güzellikten karanlığa geçiş oluyor bu onu temsil edebilir.

Kitabı okurken "herkesin" tavsiye ettiği şarkı
Pink Floyd full albüm
Stalinizmi eleştiren bir kitabın yanında en iyi geçecek olan Pink Floyd'da kapitalizmi eleştiriyormuş.bakın eleştiriyormuş dedim yani bir yerden almışım...


Kitap genel itibariyle 1940'lardaki Stalin resjimine karşılıkl bir taşlama, akıcı ve basit bir dille anlatılmış,Her yaştan insanın kesinlikle okuması geren bir kitap.Size çok şey öğretecek ve katacak...

Yorumlara kitaptan sevdiğiniz alıntıları koyarsanız sevinirim...

KEYİFLİ OKUMALAR
152 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10 puan
~STALİN ÇİFTLİĞİ~

Sevgili 1K üyeleri, incelememe başlamadan şunu belirtmek isterim ki böylesi önemli bir kitabı değerlendirmek herkes için zor olsa gerek. Sözüm ona kitabın nesnel degerlendirilmesini çok güç bulmaktayım. Çünkü George Orwell' da kitabını yaşadığı talihsiz olaylar sonrası yazması ve onun bir nevî Rusya (Stalin) yüzünden "genel ideoloji" ye taşlamada bulunması yazarın da gayet öznel bir yaklaşım gösterdiğinin kanıtı olduğunu düşünüyorum. Zira o da bunun farkındaymış ki Çapski' nin (Orwell' ın Sovyetler Birliği' ndeki çalışma kampından ve Katin Kıyımı' ndan kurtulmuş, Paris' e gelen bir arkadaşı) anlattıklarından etkilenip kitabında daha sonradan yaptığı bir değişikliktir. Bu değişiklik şudur. Komün rejimini benimseyen çiftlik saldırıya uğrar, hayvanlar korkuya kapılmıştır. [Güvercinler uçuştular, Napoléon (Stalin) da dahil bütün hayvanlar kendilerini karınüstü yere atıp yüzlerini kapattılar]. --> [ Güvercinler havaya uçuştular, +Napoléon dışında+ bütün hayvanlar kendilerini karınüstü yere atıp yüzlerini kapattılar....]

Burdaki değişiklik Sovyetler Birliğinden kaçan ve rejime karşı olan Orwell' ın arkadaşı Çapski' nin onca acılar yaşamasına karşın Rusya' yı Alman boyunduruğundan" Stalin' in kişiliğinin ve büyüklüğünün" kurtardığını söyler.
"Almanlar, Moskova' yı ele geçirmek üzereyken Stalin kentte kaldı. Moskova' yı onun gözü pekliği kurtardı" der.

Tabi bu değişiklik üzerine Orwell' ın da bir çift sözü vardır. "Böylelikle, Alman saldırısı sırasında Moskova' dan ayrılmayan Stalin' e haksızlık etmemiş oldum. "

Sayın 1K üyeleri... Naçizane görüşüm şudur ki bir toplumun rejim değişikliğinin tamamlanması için ciddi bir zaman dilimine ihtiyaç vardır. Hele ki bu rejim komün rejimi ise. Rusya' da komünizm tam manada başarılı olamadıysa bunun sebeplerini yüzlerce belgeyle ispatlamak mümkündür ama benim için özet niteliğinde bir sebep vardır ki Komünizm' e giden yol sosyalizmden geçmektedir. Das Kapital' i okumuş her insanın komünizm' in kötü bir şey olmadığını zaten anlamıştır. Dedelerimizin Komün rejimini bizlere "dinsizlik" ve dolaysıyla "şeytan işi" söylemlerini dikkate almazsak tabi...

Ben bu açıdan da Orwell' ın komünizmi anlamadığını, kötü bir örnek olan Rusya' nın sadece içinde bulunduğu kötü şartların
dünyaya yansıtılmasının ve yine Orwell' ın kitabını yazmasına esin kaynağı olduğunu düşünüyorum. Yani Orwell, bugün Türkiye' de yaşamış olsaydı, Cumhuriyet ile yönetilen Diktatörlük rejimi karşısında ciddi bir Cumhuriyet düşmanı olabilirdi...

(Spoiler) Çiftlik sahibi çiftlikten ilk kovulduğu zaman komün rejimiyle birlikte hayvanların eşit oldukları ile ilgili ilkeler vardı... Napoléon çiftlik başına geçmeden önce her insanın içinde yaşamak istediği bir distopyadan bahseder... Bunun neresi kötüdür anlamıyorum. Yani rejimin tukaka olmasının nedeni Napoléon ise, bence kötü olan rejim değil, kişilerin kendisidir. Stalin' i eleştirmek eğer rejimi eleştirmekse konuşmamın başında olduğu gibi nesnel bir değerlendirmeden söz edilemez.

Stalin 1927’de kolektivizasyon kararı verdiğinde işlerin trajikleşmesindeki nedene bakacak olursak NEP döneminde zenginleşen köylüleri yani kulakları görürüz. NEP dönemi, bir zorunluluk olarak, Savaş Komünizmi sonrası gelmiş, bu dönemde köylülüğün ticaret yapmasının önü açılmıştır. Bir geri adım olan ve köylülüğün önünü açan NEP’i Lenin önermişti ancak Bolşevik Parti içindeki “işçi muhalefetini” oluşturan Şliyapnikov, Kollontay ve Stalin’i eleştirenlerin dillerden düşürmediği Trotsky eleştirmiş ve NEP’e karşı çıkmıştı. Ama kolektivizasyonu başlatan Stalin NEP’i savunmuştu. Yani, köylülüğe savaş açtığı iddia edilen Stalin aynı zamanda köylülüğün önünü açan NEP’in uygulanmasını sağlamıştı.

Yani kısacası (Lenin toprakları herkese dağıttı. Ama herkes tarlayı ekmedi. 10 birim tarladan 3 birim ürün elde edildi. Bu durum Rusya' da açlık ölümlerine yol açtı. Uzun vadede Rusya' nın sefalet içinde dışa bağımlı olmasına neden olacaktı. Stalin bunu fark etti, toprakları geri aldı, sadece topraktan gelen köylüye verdi arazileri. 10 birim tarladan 10 birim ürün elde edildi. Tabi bu geri alımın nasıl olduğu da aşikar...)

Ben yine de haksızlık etmeyeceğim, kitabı çok fazla beğendim. Akıcı dili, lafı dolandırmaması hoşuma gitti. Edebî derinliği olmamasına karşın ciddi bir hayranlık beslediğimi söyleyebilirim yazara karşı. 1984 etkisi olsa gerek.
Ayrıca kitabı 3 ayda yazmış. Teşekkürler George Orwell.

İyi okumalar...
152 syf.
·1 günde·Puan vermedi·Ne Okusam'dan
Büyük bir merakla başlayıp hayranlıkla bitirdiğim nadir kitaplardan biri daha. Goerge Orwell' in kalemini daha önce hiç okumamış ve niye okumakta gecikmişim diye müteessirim. Uzun zamandır kitaplığımda duran ve okumamı bekleyen kitap, bu sayfada tanıdığım değerli bir şahsiyetin önerisi üzerine kitaplıktan çıkıp, yatağımın baş ucuna yerleşti. Çünkü bu mükemmel eseri daha fazla bekletmenin bir manası yoktu.

Orwell' in bu kitabında geçen çiftliğe "hayvan çiftliği" mi yoksa "beylik çiftliği" demeye devam etmek daha mı uygun olur? Bu pek tabii kitabı okuyan okurların görüşlerine göre değişiklik gösterir...

Orwell, Hayvan Çiftliği' nde bilindiği üzre Stalin dönemi ve rejimini fabl türü ile hicveder. İktidarı, yöneticileri, ve yönetime bağlı kalan, verilen emirleri sorup, sorgulamadan harfi harfine yerine getiren toplumları, böylesine ustalıkla ve masalımsı bir dile yazmış olması elbette ki takdire şayandır. Fakat Stalin ve siyasi döneminde yaşanan ölümler kalımlar ve daha nice entrikalarla ilgili yeterince bilgi sahibi olamadığım için kitabı o dönemle mukayese etmek yerine daha çok bizlerde bıraktığı tesirden bahsetmek ve günümüz siyaseti ile bağdaştırılabilinir. Çünkü bu kitabın her bir olayı günümüzde sıklıkla yaşanıyor ve yaşanacakta. Kitaptaki eşek karakteri olan Benjamin' in dediği gibi her yenilik geçicidir. Ona göre "iyi veya kötü diye bir şey yoktur. Her zaman her şey olumsuz ve yararsızdır." Zira iktidardakiler sadece kendi çıkarlarını gözetirler. O yüzden zannımca Benjamin haklıdır. (Ve en sevdiğim karakter Benjamin oldu.)

Hayvan Çiftliği' nde yaşanan hayvanlar sahipleri olan Bay Jones' ın (insan) alkole olan bağımlılığı ve maddi sıkıntılar çekmesi nedeniyle hayvanları aç bırakması, çalışanların hayvanlara fiziki şiddet uygulamaları çiftlikteki hayvanların ayaklanmasına neden olur. Bir gece çiftlikte gizlice düzenlenen ve tüm hayvanların toplandığı, toplantıda Koca Reis' in (domuz) gördüğü düşü 'yoldaşlarına' anlatması ile ayaklanmanın başlamasına zemin hazırlamıştır. Başkaldırının asıl amacı "İnsanlar gibi olmamaktır!" fakat gelin görün ki iktidara geçen hayvanların (domuzların), insanlardan zerre farkları kalmamıştır. Ayaklanmanın başında "Dört ayaklar iyi, iki ayaklar kötü" düsturları, yerini "Dört ayaklar iyi, iki ayaklar daha iyi"yi almıştır. Bunun nedeni ise domuzların artık insanlardan ayırt edilemez hale gelmesi. Onlar gibi kıyafet giymeleri, yataklarda uyumaları, içki içmeleri, daha da vahşice davranıp birbirlerini öldürmeleri ve en sonunda iki ayak üstünde yürümeye başlamalarıdır...

Kitapta verilmek istenen asıl mesaj mahlukatların kendi iradeleri doğrultusunda değilde bir başkasının iradesi ile yaşantılarına devam etmeleri ve kendi hayatlarının "başrolünü" bir başkasına vermeleriyle beraber esir hayatını yaşamalarıdır. Yani dizginleri iktidardakilerin ellerinde olup, hareket etmek için komut almayı beklerler. Çünkü onları yanlışa inandırmak için "ağzı laf yapan, ikna kabiliyeti yüksek, dili yılanı deliğinden çıkaracak cinste tatlı olan bir yönetici yeterlidir." Böylesi mahlûklar için "Önder" her daim haklıdır! Yöneticide yanlış olmaz! Saraylar, hanlar hamamlar, her şeyin en güzeli, en değerlisi onların olması çok doğaldır. Zira onlar bizim özgürlüğümüzü düşünür ve bizler için savaşırlar!

"Aklını kullanmayan hiçbir varlık için özgürlüğün değeri yoktur."


Hayat senin, başrol senin! Ben değil, biz diye düşünebilen toplumlar olmak dileği ile.
Mutlaka okunmalı. Keyifli okumalar
İnsan üretmeden tüketen tek yaratıktır. Süt vermez, yumurta yumurtlamaz, sabanı çekecek gücü yoktur, tavşan yakalayacak kadar hızlı koşamaz. Gene de tüm hayvanların efendisidir.
“Sizler aşağı kesimlerden hayvanlarınızla uğraşmak zorundaysanız,” dedi, “bizler de bizim aşağı sınıflardan insanlarımızla uğraşmak zorundayız!”
George Orwell
Sayfa 148 - Can Yayınları
...bu hayatta başımıza gelen tüm kötülüklerin insanların zorbalığından kaynaklandığı gün gibi açık değil mi?
George Orwell
Sayfa 25 - Can Yayınları, 40. Baskı

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Hayvan Çiftliği
Baskı tarihi:
Ocak 2021
Sayfa sayısı:
151
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750530296
Orijinal adı:
Animal Farm: A Fairy Story
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınları
Bir grup çiftlik hayvanı insanlara karşı ayaklanıp hayvanların eşit, özgür ve mutlu olduğu bir topluluk kurmaya girişir. Ancak bu eşitlikçi ütopya çok geçmeden hayvanlar arasında baş gösteren rekabet ve iktidar arzusuyla zedelenir. Kısa sürede eskisini aratan bir diktatörlüğün kurulduğu Hayvan Çiftliği’nde hayvanların artık Napolyon adında bir önderi vardır. Bazı hayvanlar çalışırken bazıları da öbürlerini uyutan yalanlar söylemektedir. George Orwell’in 20. yüzyılın toplumsal rejimlerine ve iktidar hırsına güçlü eleştiriler yönelttiği Hayvan Çiftliği, politik hiciv türünün başyapıtlarından. Hayvan Çiftliği, 20. yüzyılın siyasal ve toplumsal ütopyalarının yarattığı hayal kırıklığına yönelik çarpıcı bir eleştiri.

“Hayvan Çiftliği’nde George Orwell yaratıcı bir yazar olduğu gibi dönemin toplumsal ve siyasal karmaşasına da hâkim bir polemikçi olduğunu göstermiştir.” -Raymond Williams

“George Orwell, Jonathan Swift’ten sonra taşlama türünün en başarılı örneklerini vermiştir. Northrop Frye

Kitabı okuyanlar 127,1bin okur

  • Batuhan Fırat
  • Anıl Özcan
  • Furkan Koç
  • feyza
  • gng
  • Meryem Boz
  • Faruk Hanoğlu
  • Süleyman Erdem
  • Elia Rapheta
  • dibindibi

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%22.9
13-17 Yaş
%20.9
18-24 Yaş
%17.6
25-34 Yaş
%13.1
35-44 Yaş
%11.1
45-54 Yaş
%7.8
55-64 Yaş
%2
65+ Yaş
%4.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%64.2
Erkek
%35.8

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.5 (161)
9
%0.3 (116)
8
%0.3 (94)
7
%0.1 (31)
6
%0 (9)
5
%0 (4)
4
%0 (3)
3
%0 (1)
2
%0 (1)
1
%0 (1)

Kitabın sıralamaları